bu sitedeki yazılarımın....kopyalanması,çoğaltılması,yayınlanması 5846 ya göre yasaktır...

umarken bulunanlar...





hani olur ya ...
beklersin beklersin gelmez...
ya da gelir...
ama sen zannedersin uzun soluklu bir geliş...
oysa o ateş almaya gelmiştir biraz kalır gider...
veya...
beklersin uzun zaman ...
gelecek diye...
gelir gelmesinede...
yarımdır eksiktir...
senin beklediğin başkadır...
gelen başka...
başkalaşmıştır olamaz mı...

olur...
çünkü...
ne kalan bıraktığın yerde durur...
ne giden ,gittiği gibi gelir...
sen gelişerek,değişerek gelirken ...
o bıraktığın yerde duruyorsa...
veya...
sen bırakılan yerde dururken...
o donanarak değişerek geliyorsa...
eh...
''baştan alalım''
gibi bir durum bile oluşur...
aslında kötü değildir değişim...
kötü olan ...
çubuğun iki ucunda oturup dengede duranların...
aynı oranda değişememesidir...

insan içinde böyle...
yerler,bölgeler içinde...
şehirler arası yollardaki mola yerleri iyi kriterdir bu konuda...
veya uzun süre gidilmeyen yerler mekanlar da...
ilk gidişimde hayran olduğum bir yeri...
aradan hayli zaman geçipde gittiğimde berbat bulmam...
veya...
berbat bulduğum bir yerin gelişimini görüp hayran olmam gibi...

kar'da beklemiştik böyle ...
yağdı yağacak diye diye...
1,5 gün'e fırtınası,kar'ı,tipisi,lapası,buz'u,don'u,erimesi ...
hatta yağmuru...
hepsi sığdı...
şöyle göz dolduran şekliyle yağar sandım ...
3 kepçelik bişey yağdı ...
o'da afet biriminin felaket senaryoları altında kaynadı gitti...
ben yumuşak kar severim...
ayağın gömülecek kar'a sakin sakin yürüyeceksin...
öylede olmadı hava çok soğuktu don'a çekti...
hem çok yağacak, hem kalacak, hem yumuşak olacak...
tamam...
istek dilekçesinide yazdım gönderirim yakında yukarı...
ne umdum ne buldum...
umarım bekleyip durduğum lost'un finalide aynı mıymıylıkta olmaz...

yinede...
yürüdüm,gezdim,
kar altında şehrin sessizliğinin keyfini çıkardım...
kar muhteşem yalıtım sağlar...
İstanbul ,sanırım en çok kar altında sessizdir...
sesini yormadan yanındakilerle sohbet ederek yürümenin keyfi bir başkadır...

sokaktaki can'lara bir kap su birazcıkda yemek vermeyi unutmazsınız değil mi...

biraz fotoğraf çektik...
sokaktaki can'lara bu defa kuru mama verdik...
kar'da donmadan daha uzun süre kalıyor...
adamın biri elinde makina sokaktaki can'ların resmini çekiyordu...
sevimli buluyorum tabi böyle insanları...

hakkatende uğraş veriyor fotoğraf alabilmek için...
yerlere yatıp araba altlarında açı yakalıyor filan...
zor yani...
kısa sürede bizim gruba yavaş yavaş eklemlendi...
hemen açıkladı nedenini...

__siz çağırınca kafalarını uzatıp ses veriyorlar...
ama ben çağırınca gelmiyorlar...bir dergi için hazırlayacağımda bu fotoğrafları...
sizin arkanızdan gelsek rahatsız eder miyiz...

__etmezsiniz buyrun...

başka ne diyeyim şimdi ben buna...
son derece saf ve hayret etmiş bir şekilde soruyor...
''siz çağırınca kafalarını uzatıp ses veriyorlar...
ama ben çağırınca gelmiyorlar''
diye...
herhangi birine herhangi bir şeyi anlatırken...
ve sınırlı vakitlerdeyken...
karşıdaki insanın o konuda azbuçuk bir alt yapısı olması gerekir ki...
çabucak bitsin konu...
da...
anladığım kadarıyla henüz canlı-yemek bağlantısı kurulamamış...
adam herhalde tanımadığım sokakların...
tanımadığım kedi-köpekleriyle gizemli bir bağım olduğunu filan sandı...
yıkmadım onun bu gizem algısını...

pavyon kaçkını avniyenin resmini çekmek için çiçeğinden çikolatasına...
elbisesinden tektaşına götürürken...
fotoğrafını çekerek üstlerinden para kazanacağı hayvanlara ...
2 avuç mama getirmek aklına gelmiyorsa...
ne desem boş...

kar uyuz uyuz yağdı
İstanbul kar altındayken dilimede en uyuz olduğum çocuk şarkısı dolandı...
''mini mini bir kuş donmuştu
pencereme konmuştu
aldım onu içeriye cik cik ötsün diye...
pır pır ederken canlandı
ellerim bak boş kaldı''

garip sarsak sinir bozucu bir şarkıdır...
kuşun donduğuna üzülürken...
canlanması sevindirir...
sonra uçup boş bıraktığı eller üzer ...
donduğu sanılan kuş'un cik cik ötme ihtimalini düşünmek filan...
dedim ya sarsak bir şarkıydı diye...
yağan kar gibi...
umduğunla bulduğunun arasındaki fark gibi...

14 Responses to “umarken bulunanlar...”

hasretsenfonileri, dedi ki...

istanbul karının (!) güzel olması mümkün değil sevgili sedencik.. Burada "güzel"i hak eden bir nesne görmedim ben daha.. nesne dediğime dikkatinizi çektirmeyin şimdi... manzaradan bahsetmiyorum ofcourse!

Neyse kavuştuk molalardan sonra yazılarına.. darısı diğer gezentilerin yerlerine dönmelerine.. Hoş geldin.. bi daaa bu kadar özletme ..

bilge dedi ki...

sevgili seden yazılarınız arasına sıkıştırdığınız sokaktaki hayvanların suyu yemi ne kadar duyarlı biri olduğunuzu gösteriyor.ben kar yağmayan bir yerde olduğumdan özlemişim karın yağışını sanki sizinle beraber gezdik sokakları .yavrularım benim hep araba altlarına saklanırlar paylaşımınız için teşekkürler..sevgi ve dostlukla..

Sedencik dedi ki...

HASRETSENFONİLERİ.....kar güzel yağardı benim çocukluğumda...
annemin anlattığına göre onun çocukluğunda çok daha güzelmiş...
anneannemin İstanbul'u zaten destan olur:)
tuhaf kentleşme ve aşırı göçler nedeniyle şimdi bu halde...
oysa güzeldir:)
birde mola versem o tam 1 ay sürer :)
sevgiyle...

Sedencik dedi ki...

BİLGE.....bende çok özlemiştim sevgili Bilge...
yüksek yerlerde daha etkiliydi...
ama genelde sönüktü...
satır aralarına sıkıştırdıklarımı görmenizde sizin duyarlılığınız :)
ben teşekkür ederim...
sevgiyle...

kırlangıç dedi ki...

Sanki ben bu yazının kar bölümüne yorum olarak şiir eklemişim sayfama )))
...
Köyde,
Bir kangal, birde köpek kırığı diyelim, bir tarafı köpek tamam ama öbür tarafı çakalmı, tilkimi yoksa başka bir canlımı orasını kestiremedim...
Kangal sadece sınırıma dokunma diye havlar, dimdik durur yerinde. Ama diğeri ortalığı yıkar ve her an bulunduğu yeri bırakıp kaçmaya hazır aslında.
Arkadaşlar arabadan inmez, ama ben az-biraz hayvan psikolojisini bildiğim için inip yanlarına gidiyorum, bir iki havlama, biraz seslenmeden sonra
Kangal inanmış ama yinede kontrollü. Diğeri cıvımış, ayaklarıma sarılıyor...
cesaret alıp inen arkadaşlar adım atmadan sarıyorlar tekrardan onları, doğru geri arabaya koşuyorlar...
"Sana neden böyle uysal davrandılar?"
diye soruyorlar,
"Sultan Süleyman neslinden gelmeyim" diye yanıtlıyorum...))

Hamiyet dedi ki...

Her şey gibi kar yağışı da değişti. Tıpkı şu minik dostlarımızı sadece maddi amaçlı kullanmaları gibi.. kısaca insan yüreği taşlaşıp değişiyorsa kar yağışı değişmiş çok mu?
Ben kar delisiyim ama gel gelelim ki tadını çıkaramadım zira donmaktan başka bir şey yapamadım:)

Canımcım, seni de yazılarınıda seviyorum.
Sevgiler...

Sedencik dedi ki...

KIRLANGIÇ.....karda yemek bulmanın zorlaşmasını...
veya...
canlı-beslenme gereksinimi'ni
hatırlamayana...
kalkıpda...
Hz.''Süleyman'ın neslinden gelmeyim ''
desem ...
ne olurdu acaba :))
merak ettim şimdi şiiri :)
sağlıcakla...

Sedencik dedi ki...

HAMİYET.....doğru söze ne denir...
çok şeyin yanısıra ...
kar'da değişmiş olur :)
üstelik...
şubatta tekrar geliyormuş...
karşılıklı sevgimiz canımcım :)
sevgiyle...

lider dedi ki...

her kış 87 kışı gelir aklıma 30 gün kar kalkmamıştı ve inanılmaz güzeldi hatta bir gece mahallenin büyükleri anneler babalar falan inmişti sokağa kartopu savaşı yapmıştık birdaha o samimiyeti hiç görmedim zaten bir daha da öyle bir kar hiç yağmadı şimdi değerlendiriyorumda o 30 günlük kar ister istemez günümüzün temposunu yavaşlatmıştı çağımızın yabancılaşmasına da bir güzel örtü olmuştu hava soğuktu ama yağan kar bu çağda soğuyan yürekleri yeniden ısıtmıştı... sonra kar eridi kaldığımız yerden devam ettik belkide her kış yeniden böyle bir kar bekledik

Adsız dedi ki...

evet bu kardan pek bişey anlamadık.. istanbulda zaten sadece ilk sabah ilk birkaç saat.. sonrasında gri kahve çamur..
bu kez aşırı hazırlıklı belediyeler de.. sanki yere düşen her bir kar tanesinn tepesine tuz serptiler.. anlamadım nooluğunu =)

ama..
benim bahçe pek keyifli oluyor.. kimse çıkmadığından sanırım..=)..

bi de..
o şarkının furyası kaç jenerasyon sürdü yav.. en uzun süreli ilk onda kalan çocuk şarkısı oldu sanırım.. sevimsizdi evet..
söyleyen çocukları da sevimsizleştiriyordu sanki..
=)
bi de..
yeni gelecek olan daha da fena olacakmış.. o da neydi ki dedirtecekmiş ilk kar için..


sevgiyle sedenim ayrık otum..
atalet

Nightmarer dedi ki...

merhabaa :) hani bır arkadasımdan bahsetmistim sıze 35 senelik bir dostluk diye.. onun evinden sesleniyorum size.. Istanbul'dan.. son bir haftam var.. cocuklarda taa oralardan.. kardan bıktık yagmasın artık diyorlar:)

o sarkıyı ben tavsancıga ezberlettim cok tatlı söylüyor..

iznik'teydim ilk kar yagdıgında.. cok soguk gecti.. nerde aksam orda sabah modundayım bu hava sartlarına ragmen.. cok dua etmiştim Türkiye'ye benle birlikte soguklar gelsinde hasta olmasın cocuklar diye yarım tuttu :) saglık olsun..

diger yazıları gelince okuyacagım inşaallah.. özledım sizi :)

Sedencik dedi ki...

LİDER.....evett muhteşemdi hakikaten...
yollar bile kapanmıştı :)
dolayısıyla tempo düşmüştü...
ne güzel oldu hatırlattığın :)
çok çok güzeldi...
belli mi olur ...
belki bu kadar güzellemenin ardından bu yılda görürüz göz dolduran bir kar :)
sağlıcakla...

Sedencik dedi ki...

ATALET.....tuzda serper...tek tek toplarda...
artık yağmurlarda da önlemler had safhada...
verdiği ruhsat,attığı imza ,oluşturulan altyapıyla orantılı hepsi :)
bu gece geliyormuş yeni kar...
yahû
bahçe dolarsa karla...
bari benim hatırım için çık bu sefer...
şarkı zaten başlıbaşına bir facia ne diyim :)
tezelden unutulsada bitse bu işkence...
sevgiyle...

Sedencik dedi ki...

NIGHTMARER.....süpersiniz :))
arkadaşınıza selamlar,sevgiler...
''artık yağmasın'' mı...
yer değişelim mi:)
şaka bir yana kıskanıcam yakında bu kar meselesini...
bu aralar gidemedim İzniğe kışıda süper olur...
tavşan mutlaka çok şirin söylüyordur...
ama ne yazıkki şarkı berbat :)
keyfinizin yerinde olduğuna ve dilediğinizce gezdiğinize çok sevindim...
bende özledim sizi...
selamlar...
ve ...
sevgiyle...