bu sitedeki yazılarımın....kopyalanması,çoğaltılması,yayınlanması 5846 ya göre yasaktır...

kar öncesi...




hava buz gibi...
İstanbul 2 yıldan sonra kar görüyor...
şimdilik yüksek kesimlerde...
inşallah geceden itibaren tüm kentte göreceğiz...

erken çıktım ...
zaten fazla bir iş yoktu...
birazda kırıklığım yorgunluğum vardı...
yolda...
telefon çaldı...
ekselans...
''hayrola erken çıkmışın''
diyince...
''eve gidiyorum, kitap okuyup uyuyacam biraz ''
dedim...
durum raporu veriyoruz ya ondandır herhalde...
yürürken...
sokağın başındaki kedi kolonisi geldi aklıma ...
içlerinde 4 yavru bir anne...
ve gelip giden baba var...
hatta onlarında bir kutu öyküsü var...
yani diğerlerinin olduğu gibi...
kutu dediğim...
karda,yağmurda sığınacak liman...
ee o kadar bahsetmişken...
yapımını anlatmadan olmazzz ama di mi şimdi...

aslında kediler için değil köpekler için yaptığımızdan...
ortalama bir sokak köpeğinin girebileceği şekilde büyük oluyor ...
hani köpek cüsseden dolayı sığamıyor bir yere ya...
o yüzden daha bir çaresiz...
ancak yinede çoğunlukla kediler sahipleniyor kutuyu o da ayrı konu...
herşeyden önce ...
tanıdığınız bir beyaz eşya satıcısı olacak...
yoksa da gidip tanışacaksınız...
o arkadaş/tanıdık ...
olmadık zamanlarda bile isteme olasılığına karşılık ...
deposunda 2-3 tane boş kutu bulunduracak...
bu ilk şartı sağladıktan sonra gerisi kolay...
bir giriş yeri bırakılır...
sonra...
straforlar koli bandıyla kutunun üstüne yapıştırılır...
iç kısmına yapıştırırsan yaşama alanı daralır ...
ve tırmalama kütüğü olarak kullanma ihtimalleri oluşur...
o yüzden dış kısma yapıştırıyorum...
yere konulacak kısmına daha kalın olanı koyulur...
yağmur çamurdan ve soğuktan izolasyon...
straforların üstüne battal boy çöp poşetleri kesilip koli bantıyla çevrilir...
2.izolasyon...
sonra ...
ille süsleyecez ya...
onunda üzeri kap kağıdı,paket kağıdı gibi renkli hoş bişilerle kaplanır...
böylelikle...
bir ağaç altına veya sahile koymak için hazır hale geliyor...
sağlam 1,5 yıl dayanıyor...
eh bu da bir şey...
her halta maydanoz belediyenin otoparkçıları ve özel güvenliklede...
bir göz aşinalığımız olacak ki sahip çıksınlar kutuya...
yinede bundan 3 sene önce yaptığım kutu yok oldu...
''hanginiz aldı burdaki kutuyu'' diye adamlara bulaşacakken...

__napacak adamlar kutuyu ...alıpda evlerine götürüp içinde mi yatacak...
diyen bir dostu haklı bulduğum için demedim bişicikler...
zaten kutuyuda...
1 ay kadar sonra...
tesadüf eseri yolda giderken 7-8 km.ötedeki sahilde gördüm...
kutuyu araklamışlar ,yeşillik bir alana koymuşlar...
kedilere yuva olmuş...
önünde mamalar ,sular filan...
eh napalım bende zaten onlar için yapmıştım...
ha burda ...
ha orda...
ee o zaman bununda adı araklama değil olsa olsa yer değiştirmedir...
yıkılıyoruz iyiniyetden gibi duruyorsa da...
kedidir kedi....
tabiki bu kutuların ...
evin ortasındaki yapım aşamasına tanık olanların tepkileri ...
kesin çizgilerle 2 ye ayrılıyor...

ya kutuya şefkatli bakışlarla destekleyen ''eline sağlık''çılar...
ya da vah vah bakışları ile köstekleyen''ne gerek var''cılar...

sokaktaki can'lara bir kap su birazcıkda yemek verirsiniz değil mi...

kutu yapım aşamasının yazımda hep çoğul anlatılması boşuna değil...
çünkü bu ortak çalışmadır ve eve uğrayan herkes nasibini alır...
şöyleki...

__şu straforları getirsene...
__şu koli bantını şurdan bi çevirsene...
__koli bantı bitti gidip aşağıdan alıp gelsene...gitmişken ambalaj kağıdıda al...
hâl böyle olunca...
tepkilerin 2.sinin açığa çıkmasıda azalıyor haliyle...
cevap basit...
__ee sende straforları yerleştirdin ya...

işte bu kedi tayfası aklıma geldiğinden ...
geri dönüp çarşıdan balık aldım onlar için...
eve geldim...
kapıya anahtarı sokarken...
ekselans açtı kapıyı...
yahu konuşalı 40 dakika ancak oldu...
ofisindeydi işi vardı...
evde görünce şaşırdım tabi ki...
aman da aman...
bol maydanozlu bol limonlu pirinç çorbası yapmış...
harika bir çay demlemiş...
ekmek kızartmış...
urfa peyniri dilimlemiş...
salona televizyonun karşısına en sevdiğim yastığımı,battaniyemi getirip ...
bana yer hazırlamış...
seyretmek istediğim dvd leri almış...
elinde bir bardak su ve ilaçlarım ...
hazır ve nazır beni bekliyor kapının eşiğinde...
çoook mutlu oldum çok...

şimdiiiii ...
test zamanı...

''afferim ekselansa'' diyen iyiniyetliler parmak kaldırsın...
''aman canım ne gerek var böyle buldumcuk gibi abartmaya''
diyenler sonsuza dek sussun...
tüm iyiniyetlileri tebrik edip sonrada yanılgılarına sebep olduğum için üzülerek...
derim ki...
ne yazık ki gerçekler her zaman ulvi ve hoş değildir ...

başa dönüyoruz...
evet eve geldiğimde ekselans açtı kapıyı...
üstünde ona 1 hafta önce aldığım en yeni eşofmanı...
mızır mızır...
__aaa sen mi geldin hoşgeldin ...
gibi bişiler geveledi...
sanki 40 dakika önce
'' eve gidiyorum''diyen ben değilmişim gibi...
salona gittim...
manzara süper...
en sevdiğim en puf battaniyemi bazadan çıkarmış...
battaniyeyi bulmak için baza'nın altı üstüne geldiğinden fazlalıklar çıkmış...
onlarıda yatağın üstüne yığmış...
televizyonun karşısındaki kanapeye yatıp battaniyeyide üstüne çekmiş...
yanına bir sehpa almış...
üstünde bir kutu kağıt mendil...
su...
sıcak çikolata...
derece...
yatıyor...

kelaynak kuşu gibi kaldım ortada...
adettendir ya sordum yinede...

__neyin var...
__üşütmüşüm herhalde,ateşim bile var....
__biraz önce iyiydin...uçtun mu eve...
__yoook iyi değildimde sen üzülme diye söylememiştim...
__çaresi olan birşeye niye üzüleyim ben...kendim hastalanınca bile üzülmüyorum...
senin üşütmene niye üzüleyim....
__bilmem ki...
__kaçmış ateşin...
__39 u geçiyor...
__yapma ya...
__bak burda derece istiyorsan inanmıyorsan bak...

baktım ...
derece 39,7...

öyle böyle değil gülmekten katılıyorum...
ateşi 38,5 u buldu mu görsel işitsel sanrıları olan birinden bahsediyoruz...
39.7 ile kalkıp kapı açıyorsa...
gülerim tabi buna...

__gitti gidiyosun ekselans sıkı bas ayağını yere...
__Allah korusun be...ama bak gördün mü işte feci hastayım...
mendil kutusundan mendilleri çekip çekip akmayan burnunu silmeye devam ediyor...
hmmm ...
anlattıklarını hareketlerle destekleme ihtiyacı...
peki...
düşürdüm dereceyi...
koydum kolunun altına...
sehpanın üstünede tünedim...
gözümü kırpmadan bakıp...
bekliyorum...

__üstünü değişsene Sedencik...
__gerek yok....dereceyi alayımda değişirim...
__çay yap bari kendine...
__yok istemem dereceyi göreyimde...
gördüm...
yani dereceyi...
36,5...
görmesi için uzattım...
baktı:
__tehlikeli işte di mi bak ne kadar oynak bir ateşim var ...

ateşten önce termometre oynar tabi...
yakarsın çakmağı...
civalı kısmını hafif uzatırsın istediğin rakamı bulunca tamamdır...

şu battaniye altındaki kitap okuyup uyuma hayalimin üstüne ...
bir bardak su içmek için mutfağa gittim...
başarıyla sıcak çikolata yapmış kendine...
tezgahın üstü ...fırının üstü ...yerler damla damla çikolata...
nefsi müdafaa'dan yırtarmıyım ki...

12 Responses to “kar öncesi...”

Hamiyet dedi ki...

Pes doğrusu valla ekselansa :)

Canımcım, Allah senin iyiliği versin emi yine kırdın geçirdin beni :)

Bu arada donuyoruuum, İstanbul buzdan şehir olma yolunda emin adımlar atıyor :)) Önümüzdeki günlerde daha da soğuyacakmış hafta sonu bi taraflarımız buz tutmazsa iyi :)

Dün hastaneye gittim dönerken bir saatten fazla otobüs bekledim titremekten ağzımdaki dişler dökülecek diye ödüm koptu :)

Canımcım, her şey bir yana da Allah evi olamayan tüm canlıların yardımcısı olsun.

Sevgiler bitanem...

Sedencik dedi ki...

HAMİYET.....bencede pes...
hani olsun olsun ...
2 saat filan uyuyacaktım...
o da hayal oldu zaten...

valla canımcım ...
yazın sıcaklardan boğulmalarımı hatırladıkça...
kar değil buz yağsa sesimi çıkarmam ben :)
hastane?kontroldür umarım...
amin canım Allah yardımcısı olsun tüm canlıların...
sevgiyle...

pinar dedi ki...

etten önce çömleğe düşmek derdi bi yaşlı tanıdığım.. bu olsa gerek..
=)..
sabır ya selen diyorum..
ve de geçmiş olsun..

sevgiler..
atalet

Sevgi Damlalarım dedi ki...

evet allah dışarda olanlara yardımcı olsun ben dee asla kışı karı sevmiyorum hoş allah kışımızı kış yazımızı yaz eylesin der büyüklerimiz dogrudurda.ama bende çok üşürüm anlayabiliyorum sizi. umarım hastaneye kontrol amaçlı gitmişinizdir sevgi damlalrımı bırakıyorum sevgiler

Sedencik dedi ki...

ATALET.....güzel sözmüş :)
bayılıyorum zaten senin şu hafızada biriktirdiğin sözlere...
di mi bencede sabır :)
sevgiyle...

Sedencik dedi ki...

SEVGİDAMLALARIM.....bu özlü sözde güzelmiş...
ancak...
ben severim kış'ı...
hastaneyede gitmedim şu sıralar...
sanırım bir karışıklık var :)
sevgiyle...

bilge dedi ki...

sevgili sedencik hasta hasta okudum yazını çok güldüm ateşim bile düştü diyebilirim sabah sabah iyi geldi kar yağmayan bir yerdeyim karın yağışını özlemişim sevgi ve dostlukla..

kırlangıç dedi ki...

kimler hoşgelmişte habersizmişiz,
hoş bizde kapımızı kilitlemiş gitmişmişiz ya...

Sedencik dedi ki...

BİLGE.....imkân olsada yollasam özleyenlere :)
hoş,bizde 2 yıldır ilk defa görüyoruz...
o yüzden o özlemi biliyorum...
çok çok geçmiş olsun...
umarım daha iyisindir...
sevgiyle...

Sedencik dedi ki...

KIRLANGIÇ.....ne kadar güzel eski dostları yeniden görmek :)
hoşgeldin...
sağlıcakla...

beyaz gelincik dedi ki...

bu kutu işine çok aklım yattı Seden'cim...
ekselansa da selam olsun.

Sedencik dedi ki...

BEYAZGELİNCİK.....kısa sürede yapılıyor ...
en iyi tarafı uzun süre dayanıyor...
ileticem selamını Dilaracım :)
sevgiyle...