bu sitedeki yazılarımın....kopyalanması,çoğaltılması,yayınlanması 5846 ya göre yasaktır...

evrene olumlu mesaj yollama sanatı



önce şu gereksiz uzun tatili özetlersem...

''mutlaka ama mutlaka birşey yapmalı ''
fikri,itici gücü...
meraklandırıcı,hızlandırıcı,hareket kazandırıcı ...
yanısıra
sıkıcı ve çokça fiyaskocu...
çünkü ''birşey''sözcüğü bile başlıbaşına meraklandırıcı ama yanısıra fiyaskocuymuş...

***

hani bir şehir efsanesi vardır
''bayramda herkes tatile veya köyüne gider...
istanbul boşalır
istanbulluya kalır''
diye....
adı üstünde işte şehir efsanesi o...
mahallenin pastanesindeki sürekli boş duran o göstermelik 3 masa bile doluydu...
daha ne olsun...
bu efsane fazla yayılmış herhalde...
nasılsa istanbul boşalıyor bayramda diye...
istanbula akın başlamış...

***

geçen gün uyandığımda ensemden sırtıma kadar kaslardan biri iptal olmuştu...
yani tutulmuş...
rüzgar üfürdü...
ters hareketti filan değil
kafamın altındaki yastık yere düşmüş farketmemişim uyku sersemi
devam etmişim uykuya...
bir yastık nelere kadirmiş...
o reklamlarda ''sağlığınız için ''
diye başlayan
ve devamı
''yastıksız yatın ''
''ortopedik yastıkla yatın''
''kaz tüyü yastıkla yatın''
laflarıda üfürükmüş demekki...
alışkanlığın doğası çok güçlüymüş...

sırtım tutuldu diye tatile tatil ekleyecek halim yoktu...
iş,güç,alışveriş devam etti elbette aynı tempoyla...

dün iş çıkışı çarşıdan balık alırken...
yan tezgahtaki şallara takıldı gözüm...
şal dediysem...
satıcı öyle diyor yoksa mendilin biraz hallicesi 1-2 liraya satılıyor...
ismi bile var...
fatmagül şalıymış...
televizyonda bir türlü yakalayıp seyredememiştim...
işte böyle zamanlarda iyiki net var...
ve diziden filme temiz ve doğru çalışan bir kaç site...
mesela burası
öykü yazarı vedat türkali için ve sumru yavrucuk için birkaç bölüm seyrettim...
şal meğer...
''fatmagülün suçu ne'' dizisindeki tecavüze uğrayan karakterin olay anında üzerinde bulunan şalmış...
şimdi şalın oyasına ıcığına cıcığına bakınca kadına dair gibi gözüküyor...
peki bir kadın dizide dahi olsa
hemcinsinin başına gelen bir vakanın simgesi yerine geçmiş bir eşyayı alır mı
üstünde taşır mı...
erkekler alıyor desem...
dedim ya incikli boncuklu bişey ...
geneli takmaz...
takansa geneli oluşturmaz...

her ne kadar dizideki fatmagüle kilitlenildiyse de...
dizide aslında birde örtülü istismar var...
hani şu toplumun rahatlıkla kabul ettiği ,içine sindirdiği,kılıfına uydurulmuş türden...
bir abi var ortada...
bildiğin ya da bilmediğin oligofren...
bu kişisel bakımını anca yapabilecek düzeyde zekaya sahip abiyi
vakt-i zamanında cin gibi bir kadınla evlendirmişler...
birde çocuk olmuş bu evlilikten...
çocuk 6-7 yaşında...
babaya bakınca ise takvim yaşı 30-35
zeka yaşı 5-6...
yani zeka yaşı olarak oğlundan küçük...
bu da
istismarın örtülü ,kitabına uydurulmuş,kabul görmüş olanı olmalı...
aslında film icabı filan değil tabi ...
etrafınıza dikkatli baktığınızda görürsünüz zaman zaman...
düşük zekalı erkeklerin cin gibi kadınlarla evlendirildiğini...
düşük zekalı kadınlarında her an psikopata bağlama potansiyeli olan erkeklerle evlendirildiğini...
bir sokaktan diğerine giderken yol konusunda dahi fikirbirliği yapamayanların...
bu tip konularda
kuyumcu terazisi hassasiyetiyle ve son derece organize şekilde işbirliği yapması...
ve boyut değiştirmiş istismara çanak hazırlaması ilginç...

sokaktaki can'lara bir kap su birazcıkda yemek vermeyi unutmazsınız değil mi...

sonrasında...
bu diziyi ve yaprak dökümünü yazanlara ''sapık'' diyen bir vekilimiz oldu...
senaristler lapin gibi atlayıp cevap yetiştirdi yetiştirmesinede
o sapık lafının kime dendiği hala ortada...
kitabı yazanla kitabı senaryolaştıranın farkının farkındalığının ortada olduğu gibi...
vekilinki de kendi adına iyi çıkıştı...
çoğumuzun bugüne kadar bu vekilin varlığından bile haberimiz yoktu...
böylelikle...
''herkes bir gün 15 dakikalığına meşhur olacak''sözü bir kez daha yerini buldu...

çarşıdan çıkarken telefon çaldı...
arayan
3-5 zamandır görmediğim/duymadığım bi arkadaş/tanıdık...
o da bir dönem bizler gibi gülen,ağlayan,kızan,sevinen,sinirlenen,mutlu olan, öfkelenen biriydi...
sonra köklü bir değişiklik yaptı sinir ve öfkeyi çıkardı hayatından...
bi tak çıkar demonte durumu varmış demekki...

trafik tıkanır bu gülümser...
köprüde 3 saat mahsur kalırız...
o 3 saatin bize armağan edilmiş muhteşem 3 saat olduğunu söyler...
biz bakar bakar sıkış tepiş köprüde aç,susuz
ve en önemlisi
tuvaletsiz geçirdiğimiz hafif doz işkence halindeki 3 saatin
pek bi armağan tarafını göremeyiz
ama o görür...
biz kilitlenmiş trafikte arabadan inip
ayaklarımızı yere vura vura araba etrafı turlar
dişlerimizi sıka sıka söylenir...
3 dakkada bir trafiği arayıp onlarıda ortak ederiz strese...
o da karşılığında
sakin sakin koltukta oturup evrene olumlu enerji yollar trafik açılsın diye...
hangi konuda olursa olsun sonradan değişim dönüşüm geçirenlerde birden peydahlanan
müdahale etme huyu bizim arkadaştada çıktı tabi...
sinemaya gidilecektir duygusal ya da romantik komedi için diretirde diretir...
sonunda herkes kopar konudan ve kafasına göre takılır...

günlerden bi gün bir başka arkadaşın...
evinde yaptırdığı tadilatda çıkan sorunları düzeltmek için
el birliğiyle çözüm arıyorduk...
her kafadan bir ses çıktı...
sonunda bütün sorunun ustada olduğu konusunda fikirbirliği yaptık...
adam evin tüm leğenlerinde zeminlerinde harç yapmış filan...
evinde
onun sandık odası dediği...
benimse lahit adını taktığım bir yer vardı...
sonunda...
ustayı oraya gömüp kapıyada duvar örmesini önerdik...
bu evrene olumlu mesajlar yollayan sıkıldı konudan feci gerildi...
hepimizin elbirliğiyle ona gereksiz enerji yüklediğimizi söyledi...
vayyy...
her biraraya gelişimizde herkesi acaip bir rehavet basıp...
esnemekten gözümüzden yaş geldiğini düşünürsek...
yüklediğimiz enerji gereksiz değil oldukça gerekliydi bence...
olsun o gereksiz olduğuna karar verip daha az görüşmeyi tercih etti...
böylelikle bizim enerjimizde bize kaldı...

işte çarşıdayken arayan bu olumlu mesajcıydı...
öfkeden kekeliyor...
gece arabasını takozlayıp lastiklerini çalmışlar...
'şirketini ara kaskodan ödesinler'
dedim...
bişi bişi indirimi varmış onu bozmak istemiyormuş...
şimdi napıcakmış ...

__unut gitsin git yeni lastik al fena mı yenilenmiş olur...
__yok çok para tutar veremem o kadar...
__peki çıkmacıdan al...
__alamam kabak olur onlar
__git sokak sokak ara o zaman
__saçmalama nasıl bulacam...

istanbulda çalınan araba lastiklerini bulmak gibi bir yeteneğim olmadığına göre...
son çareyi söyledim...
__polisi ara ...
sende o arada evrene olumlu mesaj yolla lastiklerim gelsin'
diye...

şükür...
kapandı telefon...

6 Responses to “evrene olumlu mesaj yollama sanatı”

Adsız dedi ki...

ehi ..
güzel olmuş..
=)

bende de var öyle bir tane..
sükunet fışkırıyor ..
araba kullanmadığından lastik krizi de olmuyordur..

ama beni bayıyor.. öldürüyor..
ben sanırım insanın tepkilisini seviyorum.. =9

geçende bir tane de eğitim vereninden hastam oldu..

bi ara herşeyin dozu önemli dedim..
pozitifliğin de..
en çok onlar gafil avlanıyor sanki hayatta..
yaşam negatif pozitif dinlemiyor zira.. tank gibi ilerliyor kendi karar verdiği yönde..

boynuna geçmiş olsun der.. öper.. uzarsa.. haberim olsun illa ki diye ısrar ederim..

fatmagülün tecavüz simgesini boynuna takanlara da.. yok artık.. notu bırakır..
giderim ..

atalet..

Nightmarer dedi ki...

ola ki gecmediyse hala,gecmis olsun ..

epeydir nete bakamiyorum.. Türkiye den gelen cagrilari arayamiyorum..ilgilenmem gerekenlerle ilgilenmiyorum yeterince..

ama hic bir seye yetisemiyorum halâ da:)

evrene yada her kimeyse verilen mesaj yerli yerinde oldugunda güzel.. pozitif yada negatif.. bunaltir heleki simdilerde beni böyleleri..

bildigim teksey..benim hic olumlu mesaj yollama sanatini bilmedigim suan icin..

hasret senfonileri dedi ki...

bu gece sabaha kadar okuyamadıklarımı okumak, yorumlamak ve hasret gidermek istiyorum artık serbest olan bir sağ kolum var çünki!!!
Ve beni arayan aramayan merak eden etmeyen seven sevmeyen herkesin gecenin bu vakti kapısını çalıyorum.. Naapiiiim özlemişim!!

Sedencik dedi ki...

ATALET.....bayar tabi baymaz mı...
karakter özelliği olsa zaten dozunda oluyor...
olsa olsa huzur veriyor...
da bununki bir tuhaf ...
benim açımdan doz
bu olumlamacıyla büyükpatron arasında bir yerde duran herkes:)
bir iki ilaç takviyesiyle de olsa düzeldi sonunda...
hoş izne -tatile çevirme olasılığım olsa ilaçta kullanmazdım ya neyse...
bol olumlu enerjili güzel bir haftasonu olsun:)
sevgiyle...

Sedencik dedi ki...

NIGHTMARER.....biraz uzasa bile geçti neyse ki...
hayırdır ?
oralarda bilmediğim hangi yoğunluk var bakayım bu aralar :)
mesaj tabiki yerinde olduğunda iyi ve güzel...
yahu bunlar bildiğimiz tevekkülü
getirip 3 saat düğüm olmuş köprü trafiğine yamamıyorlar mı
işte asıl delirten bu...
sıkma canını sen yolluyorsundur olumlu duygularını gerektiği zamanlar...
şu an muhtemelen gerekmiyordur :)
sevgiyle...

Sedencik dedi ki...

HASRETSENFONİLERİ.....geçmiş olsun bilmiyordum kolunuzu...
umarım daha iyidir...
bayramda mail attıktan sonra geçen gün sayfanıza girdim...
yazıdan tatilde olduğunuz öğrenmiştim...
hay Allah demek kolunuzdan dolayıydı...
tekrar geçmişler olsun...
bizde özledik sizi...
sağlık ve sevgiyle...