bu sitedeki yazılarımın....kopyalanması,çoğaltılması,yayınlanması 5846 ya göre yasaktır...

ekin idim oldum harman




Ecel gelir Hak'tan ferman
Can çekilir kalmaz derman
Ekin idim oldum harman
Savursunlar yele beni


Gayet güzel yağan,sonra canı sıkılıp duran...
sonra yeniden başlayan bir yağmur.
Puslu hava...
arazidede üşüdüm zaten.
Erken döndüm eve...
ısınma amaçlı sıcak bir duş aldım ve elbette daha çok üşüdüm...
ateşim mi var ne...
yoksa boğazımda mı yanıyor...

gidiyor kalktı göçümüz
gülmez, ağlamaz içimiz
insan olmaktı suçumuz
hasan dağı, insan olmak



hiç önemli değil...
bu serin havayı yaşadım üstüme birşeyler alma ihtiyacı duydum ya , gerisi boş...
bir kitap lâzım bana...
elime alıp satır satır okuyacağım...
15-20 sayfa sonra bir şey anlamadığımı görüp başa döneceğim anlamayacağım bir kitap ...
hep başa dönmemi sağlayan bir kitap lâzım...
gözlerim yorulsun ,bedenim yorulsun ki ...
beynim durulsun...
İşte bu yüzden anlamayacağım ya da umursamayacağım satırlar lâzım.

Şu karşı yaylada göç katar katar
Bir güzel sevdası serimde tüter
Bu ayrılık bana ölümden beter
Geçti dost kervanı eyleme beni

Gider isem bu il sana yurt olsun
Münafıklar aramızda kurt olsun
Ben ölürsem yüreğine dert olsun
Geçti dost kervanı eyleme beni

soğuktan kakırdasam,elim,ayağım burnum donsa...
gık demem...
doğru tespit ben sıcağı sevmem...
hemde hiç sevmem...
metabolizmam tepetaklak olduğu gibi ruhumda olumsuz etkilenir sıcaktan...


kalın birşeyler giydim...
kitabımı aldım ,deli deli esen rüzgara verdim kendimi...
kitabı merak ettiniz di mi...
osmanlı mutfağı...Türabi efendi...
elbette başka sıkıntım kalmamış gibi gidip de bu kitabı almadım...
geçen yıl tüyapta bir yayınevi hediye etti...
adet yerini bulsun diye okur gibi yapıyorum...
elbette sorun kitapta değil,bende...
ve
şans işte açtığım sayfalarda...
sakatatlı yemek tarifleri çıktı önüme...
10 gün çıkmaz şimdi aklımdan...
otururken hatta yemek yerken gelir aklıma ki , salata bile yiyemeyeyim midem bulansın diye...

Nesini söyleyim canım efendim
Gayrı düzen tutmaz telimiz bizim
Arzuhal eylesem deftere sığmaz
Omuzdan kesilmiş kolumuz bizim

Benim bu gidişe aklım ermiyor
Fukara halini kimse bilmiyor
Padişah sikkesi selam vermiyor
Kefensiz kalacak ölümüz bizim

Serdari halimiz böyle n'olacak
Kısa çöp uzundan hakkın alacak
Mamurlar yıkılıp viran olacak
Akıbet dağılır elimiz bizim

içerde bir yerlerde remziye var ...
ortalığı topluyor veya temizlik yapıyor...
geçenlerde içi yünle doldurulmuş 3 koca yer minderini söküp
yünlerini yıkayıp kurutup ,doldurup tekrar diktikten
sonra...
evet niyet iyiydi de


sonrasında ...
yünler tam kurumamış herhalde...
küflenmiş mi birşeyler olmuş...
puf puf bir malzeme var yastıklara konan...
ondan almış ...
şimdi onunla uğraşıyor...

Cennet cennet dedikleri
Birkaç köşkle birkaç huri
İsteyene ver anları
Bana seni gerek seni

kendime garip bir çay yaptım kuşburnu ,adaçayı ,nane,çubuk tarçın ,zencefil...
ondan bir bardak aldım...
ve elbette müzik dinliyorum...
sonra
demliğe bir tane karanfil attım...
niye attım bilmem,görünce aklıma geldi herhalde...
2. bardak berbat olmuştu...
içemedim döktüm...
çalışmam lazım...
bir sürü evrakla dökümanla uğraşmam lazım...

Gel benim sarı tamburam
Dizler üstünde yatıram
Yine kırıldı hatıram
Ben anın'cin inilerim

 eskiden yağmur yağınca...
burnumu cama yapıştırıp saatlerce hayran hayran seyrederdim...
meleklerin gözyaşları olduğunu sanırdım...
şimdi ise yağmaya başlayınca
kuraklık varsa
'acaba barajlarda az da olsa bir birikme varmı' ?
kuraklık yoksa
'şimdi hangi ıslah edilmeye çalışılınıpda edilemeyen dere taştı
ölen kalan var mı'
diye düşünürken yağmurun keyfinide ıskalar olduk...

sokaktaki can'lara bir kap su birazcıkda yemek vermeyi unutmazsınız değil mi...

tuhaf bir durum bu...
en sevdiğin pastadan bir çatal alacakken
şimdi bunun içine hangi ucube yağı koymuşlardır ki diye düşünüp geri bırakmak gibi...


eline aldığın meyvayı ısırdığında şeytanın kulağına
'' hormon varmı hormon ''diye fısıldayıp
boğazında kalması gibi...
tadına varamama durumu...

zahid bizi tan eyleme
hak ismin okur dilimiz
sakın efsane soyleme
hazret'e varır yolumuz

başımda dikildi Remziye...


__al bu ilacı iç...

elinde tavuk yumurtası kadar birşey...


__bu ne remziye
__gripin ,bilmiyon mu...
__nerden buldun bunu...
__bende bir sürü var...çantamda dolu,iç iyileşirsin...
__Allah razı olsunda ...asıl bunu içersem giderim öbür tarafa ,bu ne be yutulurmu bu...
__yutulur tabi çocuklar bile yutuyor...istersen iğne yapayım...
__yok artık deve...ne iğnesi be onu da mı yapmayı biliyorsun...
__hee tabi ...benimki askerde sıhhiyeciydi,orda öğrenmiş banada öğretti...

eh böyle yürüyor demekki işler,
oyuncuyla evlenirsin oyuncu olursun
gazeteciyle evlenir ,gazeteci olursun...
şairle evlenir,şair olursun...
siyasetciyle evlenir milletvekili olursun...
remziyede sıhhiyecilik öğrenmiş demek...

ne gam...


___türkü de mi bunlar kim söylüyo...
__Ruhi Su ...bilirmisin...dinledin mi daha önce...
__yok bilmem ama sesi çokmuş gürmüş...
__çoktur çok..

sayılmayız parmağ ile
tükenmeyiz kırmağ ile
taşramızdan sormağ ile
kimse bilmez ahvalimiz

öğrenciydim Ruhi su öldüğünde...
bazen bir kişinin kaybı çok azaltır dünya nüfusunu...
böyle bir kayıptı...
boşluk yaratanlardan...
resitalleri zorlu izinler sonucu gerçekleşirdi...ama bu da yetmezdi...
gelenlerde zorlu uğraşlar aramalar sonucu girebilirdi salonlara.
eh cenaze törenide bu zorlama durumdaki zorlukların devamı oldu zaten...
yıllar geldi geçti...
çok sular aktı köprülerin altından...
türküleriyle ayna tuttuğu insanların bir kısmı tanımıyor bile...
tanımaz elbet...

 Ben varmam inekliye
Yoğurdu sinekliye
Allah nasip eylesin
Omuzu tüfekliye

ünledim ayşe diye...
odayı döşe diye...
ünledim fatma diye
kaşların çatma diye...



resitallerde ayşe-fatma diye özüne sadık olarak başlar sonra kendisine eşlik eden bazı öğrencilerinin ya da yetiştirdiği korodakilerin adını
söyleyerek eklemeler yapardı Su...
kimbilebilirki yaşasaydı başka tamamlamalarda yapılırdı belki...
22 eylül 2007

 sn1:yukarda birbirbirinden kopuk gibi duran dörtlükler...
20 eylül 1985 de kaybettiğimiz ustanın
''ekin idim oldum harman ''albümündeki eserleridir...
Pir Sultan Abdal'dan Serdari'ye...
kendi çalışmalarından,Yunus Emreye uzanan geniş bir yelpazededir...
ölüm yıldönümünde anarken ustayı...
türküleri birde bu yorum ve bu sesten dinleyin derim...

 sn2: Mehmet Ruhi Su, 1912 yılında Van'da doğdu.
Memur olarak çalışan babasının tayini ve ataması vesilesiyle Van'a yerleşti
ve çocukluğunun büyük bir bölümünü burada geçirdi. Genç yaşlarda babasını ve
kısa zaman sonra da annesini kaybetti. Çocukluğunun geri kalan ve gençlik yıllarını
yanlarına verildiği yoksul bir aile ve daha sonra da öksüzler yurdunda geçirdi.
Adanada okurken, Ankara'ya Müzik Öğretmen Okulu'na (Musiki Muallim Mektebi)
girmeyi başardı.
1942 de Ankara Devlet Konservatuarını`nın Şan bölümünü bitirdi.
Aynı yıllarda sırasıyla Ankara Cebeci İkinci Ortaokulu`nda sonra Hasanoğlan
Köy Enstitüsü nde müzik öğretmenliği yaptı.
Cumhurbaşkanlığı Orkestrası na seçildi,
konservetuarın opera bölümünde de okudu ve daha sonra da Devlet Operası nda çalıştı.
Türk Opera Sanatı'nın temelinde Ruhi Su'nun da katkısı büyüktür.
Ankara Radyosu`nda onbeş günde bir yayınlanan türkü programları düzenledi; Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi`nde büyük bir koro oluşturdu.
1951 TKP tevkifatı dolayısı ile hapis yattı. 1960'ta İstanbul da
Taksim Belediye Gazinosu nda sahneye çıkan Ruhi Su,
bir yandan da halk türkülerini kaydedip, arşivleme görevini üstlendi.
Bu arada radyoda da 'Basbariton Ruhi Su Türküler Söylüyor' anonsuyla sunulan
bir radyo programı yaptı. Bu programlardan birinde söylediği
"Serdari Halimiz Böyle N'olacak? Kısa çöp uzundan hakkın alacak" türküsü nedeniyle radyodaki
işine son verildi.
Söylediği türkülerdeki siyasi vurgular yüzünden aleyhinde kampanyalar başlatılan
ve işini kaybeden sanatçı, türküleri derleyip, yeniden yorumlama işine kendi başına devam etti.
1975'te Dostlar Korosu’nu kurdu.
Aydınlara türkü dinlemeyi öğreten kişi olarak da bilinir.
Ruhi Su, 12 Eylül yönetiminin engellemeleri yüzünden yurtdışında tedavi şansı bulamadı
ve 20 Eylül 1985'te öldü. Mezarı İstanbul Zincirlikuyu'dadır.
Ruhi Su'nun cenaze
törenine binlerce kişi katıldı ve cenaze 12 Eylül döneminin ilk büyük kitle
gösterisi haline dönüştü.
Cenazede gözaltına alınan 163 kişi İstanbul siyasi şubede
15 gün süreyle gözaltında tutuldu.
alıntı-wikipedia

13 Responses to “ekin idim oldum harman”

Hamiyet dedi ki...

Canımcım, tamam sıcağı sevmiyorsun ama sen yine de dikkat et aman he üşütüp hasta olma. Remziye'ye de maşallah yani çanta çanta değil ecza dolabı :) enjeksiyonda yapıyo hey Allah'ım ya :) yakında ameliyatta ediyorum derse şaşırma :)

Ruhi Su için yazdıklarını çok beğendim "bazen bir kişinin kaybı çok azaltır dünya nüfusunu..." başka denilebilecek bir şey bulamıyorum.

Müzik keyfi içinse çok teşekkürler canımcım sevgiler...

Seden dedi ki...

HAMİYET.....tek kalem ilaçtan
10 tane bulundurduğu ecza dolabı:)
iyilik olsun diyede dağıtıyordu işte böyle :)
neyse ki vazgeçti sonra...
müziği beğenmene sevindim canımcım...
sevgiyle...

ezgilimelodi dedi ki...

Bir kış sabahında benimle birlikte köye yolculuk yapmanı isterdim...
Önce elin kapı tokmağına yapışacak,sonra da kirpiklerin birbirine yapışacak...hatta daha da iğrençlerşip burun kıllarınında garip bir sızı yarattığını söyleyebilirim.
Sonrasında minibüsü bekleyeceğiz tabanların yere yapışacak.Seni spatulayla kazıyacaklar yerden.
Minibüs yolda kalacak.Gönüllü bir kurban yolu ayaklarıyla açacak,açtığı yoldan ördek gibi yürüyeceksin.Düşmeden olmaz,düşeceksin ki gülebilsin herkes...Hatta herkes düşecek,pat,pat,pat...
Tam okuldan içeri girerken tepede birikmiş kar kütlesi düşecek başından aşağı.Silkeleneceksin...
Ayaklarını ısıtmak için kalorifer peteklerinin arasına sokmaya çalışacaksın,arada sıkışıp kalacak...
Buraya kadar soğuk nefret edilecek bir şey...
Bundan sonrası mı?
Karda yuvarlanacaksın,tepeden yağan pamuk gibi beyaz karlar burnunun ucuna konacaklar.Sarkan buzlardan kılıç yapıp,çocuklaşacaksın.İnce belli bardakta ellerini ısıtmak ayrı bir keyif katacak sana...
Ne sıcak,ne soğuk...
Şöyle ılıkkk havalar lazım bana:)
Ecza dolabı ile ilgili anılarım çok...
Onu da anlatırım,sonra:)

hasret senfonileri dedi ki...

Sen insanı savuran yazmayı başarıyorsun..da, ben onları seni dinler gibi okuyorum.. ne güzel bir stildir bu.. Şimdi de sanki uzun uzun konuşmuşuz da çayımızı yudumluyormuşuz gibi hissettim sevgili Seden.. Sen beyaz tenli olmalısın.ONÇÜN sıcağı sevmiyor olabilirsin tıpkı oğlum gibi .. Bdtam tersi cehennemlik bir kadın olduğumdan, hani cehennemin kapısını açsalar "kapatııınnn" diye bağıracak kadar sıcakla mest ve mesut yaşarım..
Ruhi Su'nun sesini duyunca "hah ihtilal oldu" oldu derdik bir zamanlar.. Darbe yapılıp radyoya el konunca bildiriler arasında sadece ruhi su türkü okurdu!!Sizler bilmezsiniz... Şimdi olsa kuşum aydına şarkı söyletirler artık!! (ya da adından dolayı fatih üreke)
Yağmur ne zaman yağsa, hep gökyüzünün benimle yarışa girdiğini düşünürüm nedense..
Seni seviyorum beyaz kadın.. :)

Seden dedi ki...

EZGİLİMELODİ.....hatta atkın şalın önce karla ıslanacak sonra buz tutacak...
ısınma amaçlı kullandıkların an gelip donduracak...
eee öyle nimet zahmetsiz olmuyor:)
sıralama benim için ılık -serin-soğuktur...
hele hava çok sıcaksa tercihim her zaman soğuktur:)
sevgiyle...

Seden dedi ki...

HASRETSENFONİLERİ.....karışıklık olmuş sevgili Hasretsenfonileri...
sanırım ustayı H.mutlucanla karıştırdınız...
ama...
ama
ama hiç benzer taraflarıda yok isim dahil...
neyse...
ben en iyisi...
Ruhi Su'nun ''el kapıları'' albümünüde önereyim :)
sevgiyle...

hasret senfonileri dedi ki...

acaba mı???
pekiii... abidine sorsalardı,
sen yaşlılığın TARİFİNİ yapabilir misin diye!!!!! ????
neyse.. karıştırılanı da fazla karıştırmamak gerek!!

Seden dedi ki...

HASRETSENFONİLERİ.....eğer sorsalardı...
sizide tanısaydı yaşlılığın olmadığına inanır ve yapamazdı o resmi...
mutluluk resmine çalışırdı belkide:)
sevgiyle...

Adsız dedi ki...

dün delirdim.. sayfa aşağı kaymadı inatla okuyamadım diye delirdim.
neyse ki oldu bugün..

ruhi su..
üç kız bir ana gelir aklıma hemen..
nedense..

bir de ölümünün hüznü..

tanımadan benden olan biri gibiydi..
yakınım gibiydi..
güzel insandı..

gripin.. yutan varmışmış hala..=9

iğnecilik pek yaygındır sıhhiyecilerde ve eşlerinde..
ama bunlar da kaldırmaz..
ruhinin hüznünü..
yurduma hüzün yakışır..
yurduma hüzün.. yakışmasa.. keşke..

atalet..

Adsız dedi ki...

bi de şaşkın ben dünkü sonunda okuyabilmenin dayanılmaz hafifliğine kapılıp.. geçmiş olsun demeden çıkıp gitmişim ya..
öpmeye geldim...

atalet

Seden dedi ki...

ATALET.....hakikaten çok hüzünlüydü hatta acıydı uğurlanması...
''üç kız bir ana '' çok güzel türküdür...
bende bazen ''haydar'' bazen ''zahit''le hatırlarım...
valla Ataletcim bu gripin konusu bir tuhaf...
bana sorarsan bu ucube hiçbir yerde satılmıyor...
ama nasıl oluyorsa oluyor ve birileride bulup alıyor...
ve...
çoktaan geçti zaten:)
kocaman sevgiyle...

kırlangıç dedi ki...

birden bir başka iklime düştüm,
hoş anlamıştım Ruhi Su ile ilgili bir şey olacağını,
zira kendisini çok severim...
...
ışıklı yolundadır o ve hiç üzülmüyorum o tür insnalar öldüğünde,
gittiğimde hiç yabancılık çekmeyeceğim diye düşünüyorum..
...
sağlıkla, sevgiyle...

Sedencik dedi ki...

KIRLANGIÇ.....iklim değişsede inatla akdeniz yapıyoruz...
''gittiğinde yabancılık çekmemek''
sevdim bu bakış açısını:)
burda da yalnız kalmamak şartıyla:))
sağlık ve sevgiyle...