bu sitedeki yazılarımın....kopyalanması,çoğaltılması,yayınlanması 5846 ya göre yasaktır...

çıkmaz sokak...






güzel bir haftasonuna güzel bir kahvaltıyla başladık...
yumurta kayısı kıvamındaysa...
herşey güzeldir zaten...
öylede oldu hava müthişti...
sadece haftasonları kahvaltı ederim...
herkes alıştığı için kahvaltıda gazeteleri sonuna kadar okumama...
kimse zırıltı çıkarmıyor artık...
iyide oluyor...
sabah sabah konuşmaktan hiç hemde hiç hoşlanmam...
''aa ağaçlar çiçekler ne güzel,kuşlar ne güzel ötüyor''
''bak gazetede bir haber var dur sana okuyayım''
cümlelerinin herbiri sabahın köründe saplanan raptiye yerine geçer bende...
birbirleriyle sohbet edip ağaçları,kuşları,böcekleri konuşsunlar...
bana dokunmasınlar...
2-3 saat içinde dünyaya dönerim nasılsa...

neyse...
gazetelerden birindeki habere göre ...
gebze dahil İstanbula yakın bir kaç yerdeki ...
bazı lokantalarda yapılan incelemede...
at ve domuz eti bulunduğu için kapatılmış...
at kısmı uzun derin hazin bir konu ona hiç girmeyeceğim...
yani
''vayyy insanlara at eti yediriyor vicdansızlar''
duygulanımı ile teğet bile değil ...
benimki...
desem desem...
'nasıl kıyıyorsunuz gözlerine baktınız mı hiç'
derdim...
sonra yetmez...
'atlar kıyılamayanda koyunlar inekler kıyılabilen canlılar mı
onların gözlerine baktınız mı diye devam edebilirdim'
eh haliyle çıkmaz sokak...

o yüzden konumuz domuzcuklarrrr...
bir ara büyük marketlerin mesela carefour'un et reyonunda domuz eti standı vardı...
sonra kaldırıldı...
kimi dedi ki...
%99 u müslüman ülkede gereksiz buna stand ayırmak
kimi dedi ki...
halkın dini duygularını incitiyor...
hangisi doğru bilemem...
üstelik son zamanlarda gitmedim...
özel domuz eti ürünleri satan dükkanlarda yok...
ama karşılığında sayıca az olsada sadece domuz eti tüketen
insanlarda var bu ülkede...
peki nasıl oluyor...
kendi domuzlarını alıp balkonda yetiştirip sonrada yemediklerine göre...
ben söyleyeyim nasıl temin edildiğini...
tanıdıkları bir kasaptan...
semt sakinlerinin tümünün alışveriş yaptığı bir kasap sipariş üzerine çalışıyor...
telefonda domuz eti siparişi verene...
''şu gün şu saatte gel al ''
tarzı bir çalışma...

mesela çocukluğumda polenezköyde domuz çiftlikleri vardı...
domuzcuk yavrularına birşeyler yedirmeye filan çalışırdım...
sonra uzun yıllar gitmedim...
bir gün nerden estiyse kalktık gittik...
değişmişti hemde çok...
küçük meydanı hatırladım hepsi o ...
değişim müthiş...
hatırladıklarımın izini bulmaya çalışırken...
lanetin naleti bir ihtiyara...
'buralarda domuz çiftlikleri vardı ne oldu onlar'
diye sorma gafletinde bulundum...
püskürdü...
''yok burda onlar ...burda öyle şeyler olmaz''
sanki domuzu bulsam oturup yiyecem hayvanı...
sadece çocukluğumun polenezköyünün hangi cehenneme gittiğini bulmaya çalışıyorum...

işte hâl böyleyken...
hiçbiryerde domuzcukların izine bile rastlanmaz...
bir zamanki izlerde tarihin tozuna süpürülmüşken...
2 tane firmayla yeni iş bağlantısı kurduk bir süre önce...
çalışma sahamız gaziosmanpaşa ve beldeleri ve köyleri...
2. ayın sonunda yoldan ve yollarda geçen zamandan gına geldiyse de...
sonrasında alıştık elbette...
tamamen duygusal :)
1,5 yıl'a yakın 2.adresimiz oldu...

bizim halkın...
işi , araziyi bir firmaya verip sonra köşesine çekilip...
sonucunun bildirilmesini beklemek gibi bir alışkanlığı yoktur...
çalışmanın her aşamasında bulunmak,öğrenmek isterler...
o yüzden herkes biraz avukat,biraz mühendis,biraz asker,biraz siyasetci filandır...
hoş...
çuvaldızdan iğneye geçersek...
bizim firmalarında...
hattın öbür ucunda ya da tepelerinde...
''hadi hadi rapor ne zaman yazılacak... izin ne zaman çıkacak''
diyen bir ilham perileri yoksa...
en başta söyledikleri
''şu tarihte rapor hazır '' cümlesi...
iyi niyetli bir temennidir...

dolayısıyla kendi ekibimiz haricinde oldukça kalabalıktık g.osmanpaşada...
arazi sahiplerinin büyük kısmı serbest meslekti...
ki bu tanımlama oldum olası garip gelmiştir bana...
yine büyük kısmı cüppe takke dincisiydi...
dindar başka bir şey aman ha karışmasın...
sonra bir müşteri hayvancılıkla uğraştığını söyledi...
sonra diğeri ...sonra öbürü ...
İstanbulun ortasında ya da kenarında hayvancılık...
fazla ilginçti ama üstünde durmadım...
sonuçta adam kasa hırsızıysa bana dönüpde...
''mesleğim kasa hırsızlığı'' diyecek hali yok...
kafadan bir meslek atacak...
hayvancılıkla uğraşanlardan birinin arazisinde ...
çalışma alanını hayvanlardan ayıran paravanların ardından gelen...
pohh...hınkhhh...ronghhh
seslerinin...
domuzcuklara ait olduğunu anlamam uzun sürmedi...
meğer hayvancılıkdan kasıt domuz üreticiliğiymiş...

__peki napıyosunuz bu domuzları...
diye sordum...
biraz sağına soluna baktı düşündü yutkundu...
__yurtdışına ihraç ediyoruz...
bak sen...
o yumuşak bakışlarımın salaklığımdan ya da romantizmimden değil...
sadece miyopluktan kaynaklandığını ne bilsin adam...
bir kez daha sorsam...
''onları bekçilik yapsın diye yetiştiriyoruz''
demesi işten bile değil...

akabinde bir çok beldede bir çok domuz çiftliği olduğunu öğrendim...
belde ,ilçe,il karşıma çıkan tüm belediye yetkililerine sordum ...
'çiftliklerden haberiniz var mı...bu hayvanlar napılıyor'
diye...
haberleri varmış...
ama ne yapıldığını bilmiyorlarmış...
bilmez nerden bilecek...
bilmediği gibi işine gelmez ve düşünmezde...
kafayı öteye çevirir...

sokaktaki can'lara bir kap su birazcıkda yemek vermeyi unutmazsınız değil mi...

çünkü herkes george clooney'e özendi
artık onun gibi evinde domuz besliyor di mi...
bakalım...
bakalım domuzcuklar ne işe yarıyor...

mesela...
bunlar yumurtlarda yumurtasından faydalanılır mı...
yok
sağılırda sütünden faydalanılır mı
yoo
muhteşem tüyleri varda yününden yararlanılır mı ...
yoo...
dobermanlar,rott.lar pahalı ve masraflı olduğu için onların yerine
domuzcuklar evlerde koruma köpekliğine mi soyundu...
onada hayır...
bülbül gibi sesi varda ben mi anlamadım bugüne kadar...
eve alıp muhteşem sesini mi dinliyoruz...
yok ...üstelik berbat bir sesi var...
peki ne işe yarar bu garibim domuzcuklar...
bu kadar koca koca çiftlikler kurulup neden sürekli üretiliyor...
peki bu üretim ne şekilde tüketiliyor...
hı?
sizce?

5-10 taneden değil ...
her çiftlikte 4000-5000 civarı domuzdan bahsediyorum...
kıbleyi paraya tahvil etmek kârlı mı kolay mı oldu onlara bilemem ama...
domuz kârlı ve kolay iş...
dayanıklı ve kolay üreyen bir hayvan...
yılda 3 kez üreyebiliyor ve her seferinde 20 ye yakın yavru yapabiliyor...
her yavru 4-5 ayda 100 kiloya çıkabiliyor...
beslenmesi çok kolay...
cam haricinde...
plastik,kağıt dahil herşeyi yiyebiliyor...
e durum buyken 5000 üyeli bir çiftilikten ...
yılda 1milyon kg.civarı et çıktığıda bilinen gerçek...
tüm ülkeden ne kadar çıktığıda ayrı hesaplanmalı...

konu et yemenin musibetleri ya da faziletleri değil...
ilk etapta ...
hangi etin hangi dinde yenmesi yenmemesi gerektiğide değil....
benim derdim...
sahtekarlık...
burdaki sahtekarlık iki türlü oluyor...
islamiyette ve yahudilikte haram olan domuzu yetiştirip pazarlayanlara bakınca...
birde aynı tür insanlar sayesinde ramazan ayında buralarda...
ölsen bir şişe su,bir tost bulamadığını hatırlayınca...
sahtekarlığın 1.ayağı yani arz eden kısmı tamam...

2. ayaktada talep edenler var...
bu talep edenleri iyice anlamak için biraz açmak lazım...
3-4 yıl önceki araştırmanın sonucuna göre...

Türkiyede...
60 bin ermeni ortodoks,
20 bin yahudi,
20 bin katolik,
20 bin süryani Ortodoks,
3 bin rum Ortodoks,
2 bin 500 protestan,
2 bin süryani ortodoks,
2 bin ermeni katolik,
500 ermeni protestan
300 keldani katolik var...

bunların içinden 20.000 yahudiyide çıkarın...
çünkü onlarda yemez...
geriye kalanların  hiçbirinin vejateryen olmadığını düşünün...
hatta...
yahudiler ve müslümanların domuz yiyen kesiminide ilave et...
bunca domuzu 24 saat nefes almadan yeseler yinede bitiremezler...

o zaman bir tek şey kalıyor geriye...
ne yediğini bilmeden yiyenler...
nerden bileceksin ki...
önüne gelen tas kebap,köfte,hamburger ,sosis, salam ...
sinyal mi veriyor...
viyk viyk domuz sesi mi çıkarıyor...

işte bu kötü...
saygısızlık...
dinler inançların yanısıra...
insanların tercihinede saygısızlık...
hastalıklı bir şey...
yahudilikte pesah ...bilinen adıyla hamursuzda...
insanların o günlerde mayalı birşey yemediklerini bile bile...
gizli gizli...
yediklerinin içine maya karıştırmak kadar hastalıklı...

işin doğrusunu isterseniz bu yazı tamamen amme hizmeti ...
çünkü...
benim hayatımda milim oynamaz domuz etinin piyasada olmasıyla...
ister keçi ,ister domuz kim neden hoşlanıyorsa onu yesin...
hiçbir açıdan bağlamaz beni...
nedeni basit...
ben balık haricinde et tüketmem...
yinede...
herzaman bir boşluk var...
bir balık köftesine 2 kırpık dana domuz birşey karışsa anlamam sanırım...

pekiiii...
napıcazzz...
sistem ,düzen seni sakınmıyorsa...
biz bizi sakınacağız...
eğer tercihimiz bu ürünü tüketmek değilse...
seçici olacağız...
dolayısıyla üretim olmadıkça katliamında olmayacağını umud edeceğiz...
gazetelerdeki ilanlarda hd. yani herşey dahil otellerin...
sunduklarına ve fiyatlarına bakıp bakıp...
nasıl kurtarırki bu rakamlar diye şaşırırdım...
iyi ya artık şaşırmayacağız...

19 Responses to “çıkmaz sokak...”

hasretsenfonileri, dedi ki...

Daha yurdumun ahmak insanları (ben en başta olmak üzere) Mc donalds denen ürünü tanımazken, ben onu yurt dışında yemek ve tadından adeta saplantı halinde aşerer gibi devamlı yemek şans/sız/lığına uğramıştım..Sonra orada çalışanlardan birinin türk olduğunu anladığımda (ki buna sebep, adamın yanındaki japona ana avrat hem de gülerek sövmesiydi)az daha adamın boynuna sarılacaktım Türk diye!!!!
Sonra her gün gide gele iyice ahbap olup eşi ve çoluk çocukları ile de tanıştığımda bana anlatılan ve gizli kalmasını rica ettikleri tek şey, bu ürünü asla yememem gerektiği idi.
Zira "domuz" - "sığır" diye ayrılan tezgahlarda aynı etin satıldığını ve bunun tüm dünyada sadece domuz eti ile yapıldığını anlatmışlardı..
Türkiyede yaşayan gayrimüslimleri saymana gerek yok sevgili Sedencik.. Çiftlikteki domuzlarla,
her köşe başında açılan "bilmem ne burger" dükkan sayısını arttıran domuzlar yeterli olur arz/talep denklemini çözmeye!

Çağlar dedi ki...

Çok sağlam konu yakalanmış yine.
Hiç düşünmemiştim.
Aslında ette sahtecilik, bir ketenpere vardır diyordum da bunun domuz üzerinden olacağını düşünmemiştim. Demek bu sektör çok verimliymiş. Nasıl sakınılır ki acep. Aşırı işlenmiş seri ürünlerden uzak durmak desem, tam çözüm olmaz herhalde. Kanun koyucu ve düzenleyiciye umut bağlayacağız yine, ve yine ayazda kalacağız.

Sedencik dedi ki...

HASRETSENFONİLERİ.....ahh bu anı süperdi işte :)
keşke sonu hamburger travmasıyla sonuçlanmasaydı...
benzeri bir durumu antalyada bir otelin barında yaşamıştım...
barmen adamın ingiliz olduğuna çok emindi...
Türk çıktı...
onu hatırlattınız :)
hepimiz yapıyoruz lezzzetin ya da markanın peşine takılmaları...
ne yazıkki bir çok marka ve ürün var böyle...
bazı otel ve rest.larda dahil...
üzerine doğru düzgün içerik yazsalar ...
yazmamanın yasal yaptırımı ağırlaştırılsa...
herkes ne tükettiğini bilse...
ve yanılmasa...
sevgiyle...

Sedencik dedi ki...

ÇAĞLAR.....bildiklerimi paylaşayım...
doğru ...işlenmiş ürün en berbatı...
şöyle ki...
diğer koyulan artık ürünlerin yanında domuz son sırada yer alıyor...
bu ''artık'' aslında ''atık''olması gerekenler...
irrite etmemesi için yazmıyorum ama...
yani tahmin edebileceğin herşey...
tabi bunları yememek domuz yememek anlamına gelmiyor...
rest.lar ucuz et,döner vs. satan yerler bunu tüketiyor...
ama tersi geçerli değil...
yani ''pahalıysa kalitelidir domuz içermiyordur''
anlamına gelmiyor...
fiyatla işletme sahibinin tamahı arasındaki oran önemli...
oteller ve ille h.d. oteller başlıca müşterileri...
ardından işyerlerine servis yapan yemek firmaları geliyor...
ve bir çok yer...
haklısın kanun koyucuya güvenirsek ayazda kalırız...
tanıdık,güvenilir yerler çözüm gibi...
ancak pratikte çok zor...
şöyle yapalım...
balığa dönelim :)
yanısıra...
protein için mis gibi kurufasulye,yeşil mercimekde var...
daha ne olsun di mi :)
sağlıcakla...

beyaz gelincik dedi ki...

sedencik,
okudum da şaşırdım mı sanki?
yok vallahi,
et falan aldığım da yok,
ben de balıktan yanayım...
hem de küçük olsun ,deniz olsun,
dalyan balığını bile almamaya çalışıyorum...
sebze ,baklagiller falan tüketmeye çalışıyoruz.
sağol , çünkü bu yazıyı çocuklara da okutacağım,öyle olur olmaz heryerde et yemesinler...
kebabın memleketinde zor olacak ama
denemeye değer.

Harikasınız..hep demişimdir bunca domuz çiftiliğinde hayvan ihraç edilmiyor ya..ama Ülke olark sahipsiz maalesef. Birde avcıların sürekli vurukları yaban domuzlarını ekleyin bu hesabınıza, her sene binlerce domuz vuruluyor ve hepsi birileri tarafından alınıyor değerlendiriliyor!

Nightmarer dedi ki...

Seneler önce bir tv programinda, bu domuz konusunu islemisti ama yeterince ses getirmemisti sümen alti olmustu malesef onu hatirladim okuyunca..

Her köse basi burger yeri! dedigi gibi hasretsenfonilerinin ve ne üzücü ki ilk akla gelen yerlerden biri de oralari karin doymak icin.. birde iznik te hatirliyorum 1 milyondu o zamanlar kadinlar kuyruga giriyorlardi sosis ve salam icin :( aslinda en isiyi bile yenmesi en tehlikeli olan yiyeceklerden biri bilmem neden ucuzdu o kadar :( iyi ki güvenemedigim yerlerden yiyememe durumunu cocuklar da (kizsalarda bana) almislar huy olarak..

bizler burada güya güvenilir olan yerlerden alip hazir olmayanlari tüketmeye gayret gösteriyoruz ama inan ben bu konuda kendi vatandaslarima güvenemiyorum :( cünkü bir konusma da hastane de calisan bir bayan ben et istemeyen müslümanlar icin kizarttigim biber ve patlicanlari domuzu kizarttigim izgara yaptim bunu sakliyamam dediginde ne kadar hakli oldugumu görmek beni üzmüstü.. herkes taabii ki böyle degildir ama geneli böyle.. ve suc aslinda.. inan isten dahi cikartilir..

herkesin haberi olup üc maymunu oynadigimiz dönemlerdeyiz sevgili sedencik.. ne zaman ipin ucu bize degecek o zaman bagiracagiz belki ama gec olacak yine her zamanki gibi!

Sedencik dedi ki...

BEYAZGELİNCİK.....en iyisini yapıyorsun...
üretme değilde deniz iyidir her zaman...
ama...
hakikaten kebabın memleketinde biraz zor olacak gibi:)
yinede olacak umarım:)
sende sağol Dilaracım...
sevgiyle...

Sedencik dedi ki...

ONUNCUKÖYÜNADAMI.....hoşgeldiniz :)
ne iyi oldu yaban domuzlarını hatırlattığınız...
elbette onlarda eklenir bu hesaba...
öldürülmüş iki yabandomuzu görmüştüm...
foça ve antalyada...
ve...
haklısınız değerlendiriliyorlar...
sağlıcakla...

Sedencik dedi ki...

NIGHTMARER.....ara sıra yine işleniyor tv.larda ama işte orda kalıyor...
gözün görmediğine gönül katlanıyor galiba...
adım başı açılan burgerciler için söylenen tamamda...
bizim köfte ekmekçilerinde hiç aşağı kalır tarafı yok...
güvenilir yerde yemek veya alışveriş etmek bir koruma oluşturuyor...
ama tam değil...
hiç ummadığım isimleri yerleri öğrendiğimde çok şaşırmıştım...
sanırım mantık şu...
''nasıl olsa güvenilir bir isim oluşturduk ,insanlar söylenene değil bize inanır''
çokda haksız sayılmazlar hakikaten öyle oluyor...
tabiki o hastane çalışanının yaptığı herşeyden önce suç...
bu noktada ...
bir sağlık kurumunda...
tercihlere duyarsız olan bir insanın...
sağlıkla ilgili konulara ...
mesela diyet yemesi gerekenler gibi...
duyarlı olmasını beklemek biraz zor...
sevgiyle...

Hamiyet dedi ki...

Öyle bir konuya değinmişsin ki bilinen ama devamlı gizlenen bir konuyu gündeme getirmişsin, tebrik ediyorum.

Canımcım, ben etrafımdaki insanların bile yedikleri tüm ürünleri didik didik ederken onların rahatlıkla olur olmaz herşeyi midelerine indirmelerini anlayamıyorum.

Ben de sebze ve balık düşkünüyüm ama mecburen et eve giriyor ve tüketiliyor ama asla eti güvendiğim kasabımdan başka yerden marketlerden filan almam.

Ülkemin her yeri sahtekarlıkla doluyken yaşam zor. Sebzelerimizin, etlerimizin içeriğinde ne olduğu belirsiz. Yediğimiz, içtiğimiz hiçbir şeye güvenmiyorum.

En güzeli kendin yetiştireceksin.
Her yaz kendi bahçemi oluşturuyorum. Ne bir katkı maddesi var, ne bir ilaç ve gönül rahatlığı içinde tüketiyorum. Ama yaz bitip kış kapıya dayandığında yine dönüyorum şu şehrin sahtelikleri arasına..

Canımcım, ne diyeyim ki insan olarak şu ülkede değerimiz yok daha fazla ne dersek diyelim anlamı yok ama ses getirmek lazım, bir yerlere bu sesi duyurmak lazım lazımda duyması gerekenlerin kulakları para ile tıkalı durumda olduğu için ne yapsak nafile.

Bugünlerimiz böyleyse yarınlarımız nasıl olacak merak içindeyim.

Sevgiler canımcım...

Sedencik dedi ki...

HAMİYET.....ooo canımcım desene sen şanslı azınlıktansın :)
muhteşem bir şey kendi bahçenin ürününü tüketiyor olman...
yediğinin içtiğinin ne olduğunu biliyor olmanın yanısıra insanın kendi emeği bambaşka oluyor...
bende her yıl saksıda 3-4 domates yetiştiriyorum...
ama o sayılmaz di mi :))
üstelik doğanın içinde olmanın sağlığa katkısı inanılmaz...
kolaylıklar diliyorum canım...
sevgiyle...

Hamiyet dedi ki...

Sayılmaz olur mu :) Onu yapamayanlarda var canımcım. Ben de önceleri saksı, bidon, teneke ne bulsam ekerdim içine bişeyler sonra baktı babam acıdı halime gel yavrum burda eşelen dedi verdi bi bahçe de işte bir kaç yıldır orda eşeleniyorum :)yoksa evin balkonu sanırım bir kaç yıl içinde bahçeye dönerdi :) Bina artık çökermiydi, apartman sakinleri yeter artık kafamıza su damlıyor onunla duş mu alıyoruz derlerdi bilmem :)

Valla canımcım, müthiş rahatlatıyor beni çünkü bu şehir çok yoruyor, yazlarıda olsa böyle kaçıp toprakla, bitkilerle uğraşmak resmen terapi gibi geliyor.

Allah herkese nasip etsin de ben gibi herkes kendi bahçesinde eşelensin :)

Sevgiler canımcım...

tropicalmalibu dedi ki...

sedencik yaz sezonnu acmisin hayirli gurlu olsun hepimize..bu kadar bilgi dagarciginda insan bazen boguluyor be sedencigim.keske bilmeseydim oyle aval aval yasasaydim diye geciriyor insan aklindan.ne kadar cok bilirsekk o,kadar fazla uzuluyoruz.
kendi adma konusayimda ukalalik olmasin aa yazin yine yaza hazirlik gibi cuk oturmuss.OTELLER HEMDE 5 yildizli super acik bufe siraya girdiniz ana yemek bolumune geldiginizde bile atiyorum etli yada farkli sicak menu alacaksiniz.
kesinlikle ve kesinlikle kokusundan anlasiliyor.dunyanin en buyuk mutfagida olsa en iyi yemek yapanlarda olsa domuz kokusunu kimse diger yemeklere yada yesilliklere bulastirmama gibi lukse sahip degil.kesinlikle eminim cunku isim bu.oyle bir restorana hayatim boyunca raslamadim ve olmayacak bu yazdiklarim turkiye icin yasadigim ulkeyi gecin normel zaten.
yaban domuzu ve en luks oteller denetim asla ve asla yokkkk,yokk,yokk.......
afiyetle yiyorlar bende yemisimdir ozellikle kahvaltida yumurtaniz nasil olsun efendim..dometesli omlet yada karisik sosis salam.hadi yok icinde diyelim tam yaninda diger 2,grill var farketmisinizdir kesin.ordan alinan yag ile tavada guzelce omleti yaparlar.tesaduf siradaki iger konukta omlet ister ve ve diger 2,grill.de kendine omleti ikram edilir bunu yabancilar bilir.
damak zevklerine goredir cunku DOMUZDUR.elbette tercih meselesi
kimin ne yedigi bizleri ilgilendrmez ama madem bu hayvan yetistiriliyor tum otellere dagitimi yapiliyor.mutlak suretle
belirtilmesi gerekiyor.
AMA KESINLIKLE BU ACIKLANAMAZ.ACIKLAYAMAZLAR.YINE YAZDIKLARIM TURKIYE ICIN.BU KARALAMA KANPANYASI DEGIL AMA BILINCLI TUKETICI BILIYOR YINEDE ZORUNLU OLARAK ADAM ALMIS COLUGU COCUGU CIKMIS TATILE HAVA ATACAK ARKADASLARINA 5 YILDIZLI OTELE GITTIK VAY EFENDIM SUNLAR VARDI BUNLAR VARDI DIYE.BILE BILEDE YYEN VAR EN AZINDAN COCUKLARI TUTAMAZ ANLAMAZKI COUK ISER BURGERINI.OTELE GITTILER YA.BENIM SAHIT OLDUGUM OTEL TURKIYENIN SAYILI OTELLERINDEN IRI GERISINI SIZ DUSUNUN.AYRICA SEDENIM CANIM
OS VERIN MUZUN ICINDE GELEN BOCEGIMIZ VAR EKMEK YIYOR HALKIMIZ HATIRLA LUTFEN.NE KADAR DIKAT EDERSEK EDELIM AYVAYI YIYELIM DAHA IYI DERIM BEN.BIRDE KIZDIGIM SU VAR TR,DE CANIM HADIII CHINEASE YEMEGE GIDEEELIIIM. Tr'nin her tarafini chinease restoranlariyla kaplamislar.botu boek kopek eti at eti hersey mevcut.sedencigim sen konuyu o,kadar guzel yakalamissinki giderini goturusunu
aktarmisssin devleti haberi yokmu hic muhur basarmi otele motele cigirtkanlik yaparlar yaz gelmeden
hadi turkiye diye bi bakarsin sipidik terlikli kizlar ve oglanlar guzelim yerlerde tatili yapiyor bizimkiler bilmem ne yapiyor.ama turkiyedeki insanlarimizda tuhaflasti aman tatil olsunda hava atalim diye kredi cekip otellere gidenlerle karsilastim ben.bak sedencigimmm dokturtum yine ne yapayim misafirinim soz hakki benim..:-)
SAGLICAKLA SEVGIYLE KAL.
OZLIMISIM DEMEK YAZDIKCA YAZIYORUM...

tropicalmalibu dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Sedencik dedi ki...

HAMİYET.....heh işte benim şimdiki halimmiş senin balkon :)
böyle böyle tecrübe kazanıyorum:)
ilk seferinde tahta sandık bulup ekmiştim...
üstten sularsın alttan topraklar akar,balkon batardı...
sonunda sandıkta bitkide çürümüştü:)
ki uzun kutulara terfi ettim...
amin canımcım inşallah birgün bahçeyede terfi ederiz:)
sevgiyle...

Sedencik dedi ki...

TROPICALMALIBU.....şimdi farkettim bu yazımın yaza hazırlık olacağını...
doğru söylüyorsun oteller hd.ler...
hakikaten hazırlık gibi olmuş:)
koku diyorsunda tropicalcim bayat balığı,tavuğu kokusunu dahi anlamadan yiyip zehirlenenler var...
kaldı ki...
kıymadan yapılan tüm yiyecekler ve şarküteri ürünleri karışıma çok açık...
bol kimyon-bol sarımsak ne güne duruyor :)
yazdığım gibi isteyen istediğini yesin...
ama bilerek yesin...
hangi açıdan bakarsan bak insanların bu alanda kandırılmaları son derece ahlak dışı...
karşılıklı güven duyulması gereken bir sektör bu yiyecek -içecek işleri...
de işte güven artık kaf dağının ardında...
en basitinden ben bir rest.da çorba isterken
''içinde et suyu olmasın''
diyorsam...
olmamalı...
bu tercihimde olabilir...
veya et ve türevlerini yemememi gerektiren vızıttırı bir hastalığımda olabilir...
ve bunuda rest.sahibi bilemez...
ekmeğin eski tip fırınlarda yapıldığı dönemde bir akrabam bel.başk.lığı yapmıştı...
o gün bugün ekmeğini simidini kendi yapıyor :)
biraz daha...
üstünde enine boyuna düşünürsek...
bu gidişle aç kalacağız :))
istediğin gibi yaz tropicalcim...
bak bende seni özlemişim :)
sevgiyle...

E. Ali dedi ki...

Yine vicdanın sesi olmuşsunuz. yazınız beni çok etkiledi. Ayrıca bu olup bitenlerden hiç haberim yoktu. Marketlerde gördüğüm acayip ucuz salamların sucukların hikmeti de domuz etinden olmaları olsa gerek. Üstünde hindi filan yazıyor ama hiç sanmıyorum. Hndi bile olsa o kadar ucuz olması beni şaşırtmıştı.

Sedencik dedi ki...

E.ALİ.....çok ucuz olan nerdeyse 2 kilo patates fiyatına satılan şarküteri ürünlerinde öncelikle atık ürünler değerlendriliyor...sonra sırasıyla diğerleri giriyor devreye...
iyi incelemeden tüketilmemeli diye düşünüyorum...
sizi yeniden burda gördüğüme sevindim :)
sağlıcakla...