bu sitedeki yazılarımın....kopyalanması,çoğaltılması,yayınlanması 5846 ya göre yasaktır...

ahlat




bahar demek en çokda nisan demektir benim için...
hatta 12 ayın içinde en sevdiğim aydır...
nasıl sevmemki...
doğduğum ay ...
hayatımın muhasebesini yapmak için bula bula doğumgünümü bulmayacağımdan...
iyiki doğduğumu düşünür...
ve yepyeni bir yılın sağlık ve güzelliklerle gelmesini dilerim...
kutlarız ...güzel bir yemek yeriz...
biraz tepinir çokça güleriz...
hatta mümkün olsa dün-bugün-yarın ...
3 gün bile kutlarız:)
ve daha iyi bir şey yaparım...
hatırlarım...
telaşsız,güvenli,sıcak,sakin zamanları...
hani sukuneti korumak,dinginlik ve güven için yatakta yan dönüp...
kafanızla dizlerinizi birbirine yaklaştırıp...
uykuya geçtiğiniz zamanlar gibi...
boşuna değildir vücudun o şekli alması...
''merhaba''dan önceki...
korunaklı güvenli bölgeye dönüş...


*
*
*
*
*

çook yıllar önce...
sıcak bir öğlen vaktiydi ...
bahçede yemek yemeye uğraşıyorum...
bitmiyor bir türlü tabaktakiler ...
çatalla ,onyüzbinmilyon lokmaya ayırmışım...
ı ıh bitmez bu...
kedilerde yemedi...
kesin ıspanakvari birşeydi...
o tabak bitmeden masadan kalkamazsın...
oyun oynayamazsın...
istersen akşama bitir...
akşama kadarda sandalye biçimini alırsın zaten...
kâbus...

sütçü geldi...
eşeğini camın demirine bağladı...
eşek diyip geçmeyin iyi arkadaşımdı...
bizim sütçüde iyi adamdı bağırdığını bile duymadım hayvana...
boyumun yetiştiği kadar tüylerini severdim oda kafasını çevirip burnunu
kafama değdirirdi...
annem süt için kap getirmeye mutfağa gitti...
fırsattan istifade...
tabağımı alıp yemesi için sütçüye ikram ettim...

__bizde yemek atmak yasak...kedilerde yemedi...
tabak bitmeden oyun oynayamıyorum...
lütfen sen yer misin sütçü amca...

adam gülerek elimdeki tabağı aldı ...
arkamda sinirden kırmızıya dönmüş...
''kusura bakma x efendi ''
diyen anneme verdi...
gizem olsun diye değil hakikaten adını unuttum sütçünün...

akşama dosya açıldı...
__tabağındaki artık yemeği başkalarına ikram edemezsin çocuğum...
__ama bulamayan insanlar vardı hani...
__sütçü bulamıyor mu...
__ı ıh...
__niye bulamıyormuş...
__çünkü süt satıyor...
__süt var ki satıyor...üretiyor işte...
__ama o yapmıyorki ...inekler yapıyor sütü...
__bizim ineklerimiz var mı çocuğum...
__yok...
__bizim yok ve onun varsa sütçü nasıl fakir olur...
__?

eski istanbula ait ...
küçük, içe dönük bir mahalleydi bizimki...
öyle it uğursuz tayfası yoktu...
kavga gürültü olmazdı
çok fakir çok zengin yokmuydu ya da vardı da ben mi bilmiyordum...
babamcım mahallenin okuma koçuydu...
hayır öğretmen değildi...
ilkokuldan ortaokuldan sonra ...
okula gönderilmek istenmeyen çocukların ailelerini bir şekilde ikna ederdi...
hangi şekilde...
işte orası şimdilik sır...
okula yazdırırdı...
babamın yüzünden bu ülke sanırım ...
potansiyel duvar ustası,badanacı,ev kadını ,terzi ve tesisatcı kaybetti...
yerine ...
diş hekimi,öğretmen ve finans uzmanı kazandı...
diğerlerini unuttum ama bu 3 kişiyi unutamam...

mesela...
geçenlerde biri ev aldı...
baktı baktı yüzüme...

__sedenim be üniversite diplomamı ilk babana getirmiştim...
keşke yaşasaydıda bu tapuyuda getirip gösterebilseydim
dedi...

boğazına bir şey tıkanıyor insanın...
ona baktığımda dahada kötüydü...
gözlerinde yaşlar ...
adam ilk defa ev almış koyversek sulu sepken bir hüzün...
tapuyu alıp gökyüzüne kaldırdım...

__baba bak ahmet ev almış tapusuda burda...
biz burda kutlayacaz hadi sizde orda kutlayın...
__hee oldu babacım tamam lakerda yeriz...
tamam rakıya çok buz koymayız mundar etmeyiz rakıyı...

döndüm ahmet'e...

__ahmet babam lakerda yiyin diyor...
gülmeye başladı...
__kızım kaçık mısın sen....
__boşver bugün senin günün ne diyorsan oyumdur...


neyse...
sütçünün ardından...
ertesi gün annem kaptığı gibi adamın bahçesine götürdü beni...
inekler,meyva ağaçları,ekili alanlar...
sebze aldık...
bahçenin girişinde kulubeden bir ev...

o evide bir anlattı ki annem...
valla ikna oldum kral fahdın sarayı olduğuna...
zenginlik -fakirlik hakkında herşeyi yanlış öğrendiğimi anladım...
feci derecede kafam karıştı döndük eve...
bizimkilerin yapmak istediği ...
ilerde okula falan başladığımda ...
para parasızlık vs.gibi konuları ezbere almamam...
çocuklardaki olası acımasızlıklardan muhaf olmam...

ula parmak kadar çocuktum be...
deneme tahtası mıyım ben...

şimdi ...
bizimkilerin para -ticaret- zengin-fakir-okuma -okumama konusundaki tutumlarına ...
''ne güzel'' filan diyor olabilirsiniz...
karışamam...
yinede erken kara vermeyin :)
sadece şunu söyleyebilirim...
ben bu zihniyet sayesinde ticaretin t sinden anlamayan...
memur olmadığım halde memur zihniyetli biri oldum çıktım...
ticari girişimlerimden birini anlatırım yakında o zaman anlarsınız ne dediğimi...
ya da diyemediğimi...

sokaktaki ''can''lara bir kap su birazcıkda yemek vermeyi unutmazsınız değil mi...

topladım bütün mahallenin çocuklarını...
mahallenin sütçüsünün aslında
ne kadar zengin olduğunu anlattım...
ben tüm kalbimle inanmıştm...
onlarıda inandırdım tabi...
sütçünün saray gibi bir yerde yaşadığını bahçede milyonlarca ağacı olduğunu...
bir sürü inek ,öküz devenin yanısıra...
ansiklopedilerde gördüğümüz hayvanlarının bile olduğunu anlattım...

o zamanlar hayvanlar ansiklopedisi diye birşey vardı...
saatlerce onu incelerdik...
okuma bilenler adlarını söylerdi kısa zamanda ezberimiz tamamlanırdı...
peki varmıydı o ansiklopedilerdeki hayvanlar sütçünün evinde...
anakraliçe vermiş gazı bende üstüne inşaa ediyorum...
evin arkasında kımıl kımıl kımıldayan beyazlıkların yüzünü görmemiştim...
muhtemelen koyundu onlar
ama...
yüzünü görmediğime göre tilki,kutup ayısı olarak düşünmek hayal etmek zor bişey değildi...
zaten hiçde zor olmadı...
istanbulun göbeğinde kutup ayısı fena fikir değil...

şimdiki çocuklarla kıyaslayıp o döneme dair oligofren tablonun altını ben çizsem de...
siz çizmeyin tabii...
sonuçta doğumgünüm...
küserim he :)

çocuklar sordular
__ peki niye süt satıyormuş o zaman...
anakraliçenin bana söylediğini papağan gibi ezberlemiştim ...
__çocukları çok seviyor...biz çocuklar süt içebilelim diye hergün onca yolu
eşeğiyle beraber yürüyüp geliyor...
hep bizim için...

biri sordu...
__atmaaaa para veriyoruz ya o sütlere...
__o da o parayla hem evine hem çocuklarına hemde ormanındaki birsürü hayvana bakıyor...
onları doyuruyor,yaralananları tedavi ettiriyor...
bizim babalarımız gibi..
benimde babam bana , kedilere ve köpişlere bakmak için çalışıyor ya...
aynı işte...

bostanda ...
orman oluverdi tez zamanda...

__peki evi nası bi yer...
__ohooo çok büyük ...çok güzel hansel ve greteldeki pasta eve benziyor......
kendi kendine dolaşamaz insan...kaybolabilir...
__peki neler yedin...
__ormanda çok ilginç tadı değişik meyvalar var onları yedim...

''vay be''
''vayyy beee''
''ne iyi adammış''
''sırf bizim için geliyormuş he''
''müthiş''
''masallardaki gibi''
''belliydi zaten çok iyi adamdı''

tüm çocuklar müthiş bir sevgi beslemeye ve büyütmeye başladık...
ertesi gün öğlen...
duvarların camların tepelerine dizilmiş bizim sütçüyü bekliyorduk...
büyük bir tezahüratla karşıladık...
ertesi gün tilki ve ayıyı getirmesini...
hiç incitmeyeceğimizi sadece seveceğimizi söyledik hep bir ağızdan...
ormandaki meyvalardan getirmesinide istedik...
sanırım çok şaşırmıştır...
ayı ve tilki gelmedi ama...
ertesi gün süt güğümlerinin altında iki avuç kadar yeşil erik geldi...
şu benim sütçünün ormanında yediğim ilginç taddaki meyvalardan biri...
bildiğiniz yada bilmediğiniz çakal eriği...
aşısızdır...
dağda bayırda bulunur ve sirke gibidir...
ceplerimize koymuş bitmesin diye yalayarak yiyiyorduk...
evdeki erikler çoktaaan gözden düşmüştü...
sonra ...
eriği aşısız kurtlu çarpuk çurpuk elmalar yine sirke tadında narlar filan izledi...
söylememe gerek var mı...
artık analarımızın babalarımızın pazardan manavdan aldığı kırmızı sulu elmalar,
bal gibi narlar,papaz eriklerinin suratına bakmıyorduk...
hergün sütçü yolu gözlüyorduk...
adamın para almak gibi bir niyeti yoktu elbet...
ama analarımızın...

''olur mu öyle şey'' diyip bir sürü ısrarları sonucunda...
sütçümüzede yeni bir iş kolu oldu...
bir küfeye hergün topladığı meyvaları
birazda salata taze soğan gibi şeyleri getirip satar oldu...
hayatımızdan çok memnunduk...
cık cıklayan anne babalar bile...
bizim sirke gibi eriklerin tadını kaçıramıyordu...

ama...
benim bir sıkıntım vardı...
bir meyva yemiştim o ormanda...
adını bilmiyordum...
sütçüye anlattım...
anlamadı...
anneme söyledim...

__yok öyle bir meyva...
dedi...

ee var biliyorum ...yedim işte...
malta eriğine benziyor ama erik değil...
muşmula gibi duruyor ama muşmulada değil...
kuyunun orda ,yerde bulup ...
önce dilimi sürüp acı mı tatlı mı anlayıp...
tatlı bulunca...
3-4 tane yemiştim...
uludum,vızladım...
annemin canına tak edince ...
yine...
bir sabah aldı beni ...
onun bostan dediği benim inatla orman dediğim sütçünün yerine götürdü...

ormandır orman ...
boyunuz iki karışsa...
maydanoz tarlası bile orman gibi gelir...
gittik...
kuyunun oralarda aradım durdum...
buluyor işte arayan...
küçük ezik büzük bir şey...
sütçü baktı güldü...

ahlatmış...
bütün mahalle kilolarca ahlat yemiştik o dönem...
sütçü anneme demiş...
''ahlat ahlat olalı böyle bir itibar görmedi''


sn:ahlat ;yabani armutdur ve hemen hemen heryerde yetişir...

12 Responses to “ahlat”

hasretsenfonileri, dedi ki...

zaten "ahlatın iyisini ayılar yer" dir o ata gibi sözün aslı!!!
Bizim oralarda çok olur.. ayılar da çoktur bizim oralarda!!

Bi tanem bugün dün yarın....
YAŞ GÜNÜN KUTLU OLSUN...
İyi ki varsın..
İyi ki tanıdım seni..

Cevabın gelmedi ama belki gerçekten tanırım seni!!!

Adsız dedi ki...

yaş günün.. kutlu olsun.. tatlı olsun.. keyifli sağlıklı olsuz.. bize eleştirilerini yazacak kadar kızsan da bazı şeylere.. yormasın sıkmasın seni yeni yaşının günleri..
sedenim ayrık otum..
hep ayrık kal..
hep özel ol..

geçen yıllarda bir bahçe partisi yapmıştık hani..
bugün değil.. ama belki bu yaz..
ahlat değil ama armutun altında.. bir parti yapabilkiriz belki.. =)
kedişleri getiremezsen de benim kediş yardım eder artık mumu üflemene..
=)
öperim kocaman..
anneye saygılar..
kedişlere sevgiler..
ekselansa hürmetler.. =)

atalet..

Nightmarer dedi ki...

oo iyiki gecikmemisim yarina kadar bile zamanim vardi demek ki :))

saglikli,sevgili,huzurlu, sevenlerinle dolu yillarin ve dogum günün kutlu olsun..

ben hala anakralice gibi tabakta yemek birakmayi yasaklarim evde, sana kalsa kötü mü yapiyorum ne dersin )

15 gündür, iki posta halinde.. Türkiye den misafirlerim vardi, pazertesi gönderecegimiz misafirimizi bugün yolculuyabildik volkan yüzünden.. iyi geldi bu yazin yine herzaman ki gibi tesekkürler..

Ece dedi ki...

Ahh cok utandim simdi..Nasil kacirdim ben!

Yeni yasin ve bundan sonraki birsuru yasin sana hep saglik ve mutluluk getirsin. Bugune kadar seni bozmamis yillara tesekkurler. Hep boyle kal guzel insan, hep boyle...

Sevgiyle...

Sedencik dedi ki...

HASRETSENFONİLERİ.....çoook teşekkür ederim sevgili Hasretsenfonileri :)
sizde iyiki varsınız ve iyiki kesişmiş yolumuz...
cevabımı mail adresinize yollamıştım...
ulaşmadı mı...
sevgiyle...

Sedencik dedi ki...

ATALET.....evet eveeeet armut ağacının altı...
süper...
benim kedişlerle gelirsem korsi efendi efendi otururda...
feriş önde biz arkada İstanbul turu atarız herhalde :)
bencede en iyisi leke yardım etsin üflemeye:)
çok çok çok teşekkürler...
güzel dileklerin ve düşüncelerin için...
hürmet ...saygı...
ve kocaman...
sevgiyle...

Sedencik dedi ki...

NIGHTMARER.....vakit var tabi olmaz mı :)
çoook teşekkür ederim samimi ve birbirinden güzel dileklerin için...
yemek konusundaki yasaklar kötü olur mu hiç...
aynısını ben sürdürüyorum şimdi...
yemek atılmaz bizde de:)
yorulmuşundur ama memleket havası iyi gelmiştir...
sevgiyle...

Sedencik dedi ki...

ECE.....kaçırmadın Ececim...
dün bugün yarın ya :)
hatta bana kalsa dahada kutlardım:)
çok teşekkürler güzel dileklerine...
ve insanlara ,dünyaya böyle bakan gözlerine...
sevgiyle...

annemineli dedi ki...

Çok güzel bir paylaşım.Ellerinize sağlık,.Arada yemek bloglarından çıkıp sizleri ziyaret etmek çok hoş oluyor.Sevgilerrrrrr.....

Sedencik dedi ki...

ANNEMİNELİ.....eminim çok güzeldir yaptıklarınız sizinde ellerinize sağlık...
sevgiler...

E. Ali dedi ki...

20 nisandan beri buraya gelmemişim şaşırdım doğrusu. Zaman çok çabuk geçiyor.
Bu yazınızı daha bir ilgiyle okudum. çocukluğunuzla sütçüyle ilgili kısımdan çocuklar için mükemmel bir hikaye hitabı olur.
Geçmiş doğum gününüz kutlu olsun.
Babanıza Allah rahmet etsin. Ne kadar örnek bir insanmış. Bizim sülalede tam tersi, çocuk en kısa zamanda meslek sahibi olmalı diye inanılırdı. bu yüzden sülalemizde hiçkimse okumuş yükselmiş değildir. Babam beni gerçi okutmaya çalıştı ama bunun sebebi onlara göre "ıskartaya çıkarılmak" gibi bir şeydi. Bir iş yapamazmışım ancak okumalıymışım memur filan olmalıymışım. :) O da nasip olmadı.

Sedencik dedi ki...

E.ALİ.....hakikaten çabuk geçiyor zaman :)
güzel dilekleriniz için çok teşekkür ederim...
bu tip bir hikaye kitabı şimdiki çocukların ilgisini ne kadar çeker :)
ticaret yapan ve zengin aile ya da sülaleler...
daha kısa yolu tercih ediyordu bir dönem...
sizin deyiminizle ''ıskartaya çıkarılanlar'' okutulduğundan dolayı ne kadar şanslı olduklarını sonradan anladılar :)
sağlıcakla...