bu sitedeki yazılarımın....kopyalanması,çoğaltılması,yayınlanması 5846 ya göre yasaktır...

şekerli çörek...


dün geç bir saatte yiyebildik akşam yemeğini...
eş dost büyükpatronda vardı...
hem sohbet hem yeteneksizsiniz'in elemeleri eşliğinde...
niye birleşik yazdığımın cevabı eski yazılarımdan birinde olmalı...
yarışmacılardan spor akademili iki kişi vardı...
bence iyilerdi...
kazanmışlar...
uydurmuyorsam muğla üniversitesi olmalı...

bu yarışmanın en büyük hayr'ı jüriye...
de...
o jüriye olan ''hayırlı'' kısmını hep parayla tartmıştım bugüne kadar...
ı ıh değişti fikrim...
para sadece bir taşla ürkütülen kurbağalardan sadece biri...
mesela diğer kurbağa...
sanırsam potansiyel rakip elemece...
'sanırsam'da güzel kelimeymiş...
melodik...

şöyle oluyorrr...
herkes kendi kulvarında ilerde karşısına çıkmasını muhtemel gördüğü...
ya da zannettiği
potansiyel rakibini eliyor...
yok eğer bu böyle değilde ben anlamayıp öyle zannettiysem...
biriniz bana gerçekten iyi olan ve doğru seslerin nasıl olupda
''detone oluyorsun''
diyerek
bir detone tarafından elenebildiğini anlatsın...
peki o zaman...
nasıl olduda o iki spor akademili kazandı elemeyi ...
o da basit çünkü jüriyle aynı kulvarda değillerdi...
görüldüğü gibi her sorunun bir cevabı elbet vardır...
aslolan doğru soruyla doğru cevabı eşleştirmektir...

neyse...
yemekti sohbetti tv. di...
derken...
büyükpatron...

__bir ara şekerli çörek yapsana...
dedi...
yaparım nolcak...
ama bilmiyorumki
anlattım...

_tuzlu acılı falan birşey desen yapayım ...
ama...şekerle bildiğim sadece elmalı pay ...Allahtan sende elma sevmezsin...

__aman canım ne varki...
unla şekeri karıştırıp yapıyorsun işte ...bişi yok ki...
bi keresinde uyduruk bişi yapmıştın ya öyle işte ondan yap...

demek bişi yokki...
ee o zaman yapmayada gerek yok..
ezdin o çöreği
çöreğin açılımında emeği
emeğin açılımında kimbilir kimleri...

elbette büyükpatronunki iyiniyetli ...
kolaylaştırıp harekete geçirmek amaçlı bir cümle...
de...
işte...
ben bu aleme gönderilirken kullanma kılavuzuma bu madde eklenmemiş...
hani şu ...
''çok basit ...çok basit yapabilirsin''
cümleciklerini
benim zihnim...
'madem o kadar basit ...yapmasamda olur '
diye algılıyor...
bana sormayacaksınız kullanım kılavuzunu yazana soracaksınız...

aslında sadece bu cümlesi iyiniyetli büyükpatronun...
yoksa kısa vadede burdan pamukşekeri kıvamı bir kişilik filan çıkaracaksınız...
çok gülerim...
çünkü...
yanılırsınız...

sokaktaki ''can''lara bir kap su birazcıkda yemek vermeyi unutmazsınız değil mi...

özün özü...
bu mantık gitgide yerleşiyor heryere...
''küçük esnaf mantığı'' diyorum buna ...ama...
parantezi erken açmalı...
küçük esnaf'ın küçüklüğü...
sermayesinde ya da yaptığı işte değil tabiki...
sadece zihninde,mantığında ve davranış kalıplarında...
kısacası...
pazardaki limoncu küçükte...
caddedeki pırlantacı büyük anlamına gelmiyor...

satarken onduran...
alırken öldüren zihniyet...
küçük esnaf mantığıdır...

bu mantık çoğu yerde artık hakim...
hücrelerimize kadar işliyor nerdeyse...
işler tabi çünkü artık hakim meslek ticaret...
hani o eskiden öğretmen ,avukat...
mühendis,doktor falan olmak isteyen çocuklar vardı...
veya...
çocuklarını bu ve benzeri mesleklere yöneltmeye çalışan ebeveynler...
heh işte eskidendi o...
ki bu meslek grupları dahi ticarete meyletti...

mesela daha düne kadar kimsenin aklına dişhekimine gidip...
iki dolgu 4 porselen kaç para diye başlayıp
fiyat işine gelmeyincede pazarlık etmek gelmezdi...
pazarlık da yetmeyince...
homur homur...
''aman ne var sanki oturduğun yerde iki tık tık bir pıt pıt
taş attında kolun mu yoruldu''
demezdi...
ter yoksa para fazla gelivermezdi...
ehhh tabi karşılığında ...
hekimde pazarlığın öbür ayağında...
''hadi temizlikde benden olsun o da paranın içinde oluversin bu sefer''diyerek...
pazarlığı ateşlemezdi...
veya...
diplomayı koltuğuna sıkıştırıp...
dişmacunu firmasıyla el sıkışıp...
ekranda cici cici gülümseyip
''vızıttırı macunla çürüksüz karbeyazı pırıl pırıl dişler''
masalını anlatmazdı...
iyi ya artık dişçiye gitmeye gerek yok...
alsın herkes kutu kutu macun ...
dolgu için bir sıkımlık...
kanal için 3 sıkım...
implant içinde tüpün tamamını kullanırız olur biter...

değişim tavandan tabana dalga dalga yayılıyor...
iktidardan başlayıp iç halkaya ordan dış halkaya...
sanırsın herkes ticari deha...
ama işte o küçük esnaf zihniyeti kırılamıyor pek...

hani...
dükkana girer bir malı müthiş beğenmiştir
başlar...
''bunun boyu kısa
dikişi eğreti
rengi çok tuhaf
tadı bozuk...
kokuyor gibi...
vs.vs.
önce ezecek...
sonra öldürecek malı
sonra talip olacak...
en sonunda ölmüş eşek fiyatına alacak...

tartışmayacaksın
anlatmayacaksın
ortak zemin vs. denemeyeceksin
sadece yapmayacaksın...
ve eğer malınsa satmayacaksın...
bu kadar basit...
yani elbette yazarken basit...
teoride bunu bu şekilde söylemek hem mantıklı hemde doğru geliyor ...
ama
yaşam pratiğinde bu elbette böyle olmuyor...

geçenlerde araba galerisi olan bir adamın arazisindeydi çalışma...
zor bir yer değildi...
yarım saatte bitirdik...
aletleri topladığımızı görünce hemen geldi...

__bitti mi yoksa ...yani şey hepsi bu mu...

yaşadığı hayal kırıklığı gözlerinden sesine geçmiş ...
demek adamcağız bütün ekibin kazma kürekle girişip...
arzın merkezine kadar kazıp ...
katman katman inceleyeceğimizi ...
sonra raporlayacağımızı beklermiş...
bilemedik...

halbuki...
bu adamcağızın galerisine gidip beğendiğin araba hakkında 2-3 soru sorsan...
bir sahiplenmeyle anlatır ki...
sanırsın herif bmw nin her bir aksamını elinde kendi yaptı...

sürekli okuyanlar yanılmazda...
olaki başlığa bakıpda yazıyı tarif umuduyla okuyan yeniler varsa...
hayal kırıklığı yaratmayalım:)
unla şekeri karıştırıyorsun oluyor şekerli çörek...
bişi yokkii...

12 Responses to “şekerli çörek...”

Nightmarer dedi ki...

Ama dogru söylüyor büyük patron cok kolay o sekerli cörek :))) ben yapip burdan kargolasam kabûl mü.. ben yaptim diyebilirsin :))

izlemedigim icin yarisma programlarini konu hakkinda bilgim yok :)

herkese karsisinda ki insanin isi kolay mi geliyor mu ne?? bana ise benden baska herkesin yaptigi zor geliyor orasi da ayri terane..

firsat bulup gündüz bakabilmiskene yorumu mu aksama saklamiyim dedim:)

gercekten özlemisimm öyle böyle degil hani :))

mis kokulu bir türk kahvesi.. esliginde sekerli kurabiye biraktim elinin ucuna.. dikkat et yanma haberin olsun.. sevgilerimle :)

hasretsenfonileri, dedi ki...

Allahaşkına daha sık yaz!!!!
Hatta her gün!
Yüzüme yayılan ve uzuuun süre gitmeyen gülümsemeyle yüz kaslarıma yaptığın iyiliği anlatmam mümkün değil.. Vicy mişi kullanmaya gerek yok!!
İnan senin yazıların sadece ruhumu ferahlatmıyor sevgili seden sarkmaya meyilli yüz kaslarıma da haddini bildiriyor!!!

Yeteneksizlerle yaptığın yorumların tümünü bu programı hiç seyretmediğim halde (gerçekten!) yazdıklarının doğru olduğuna imzamı atarım.. Ama esnaf için yazdıklarına küçük bir eklentim var izninle. Belki memlekette babamın mesleği gereği tüm çocukluğum o ESNAF denen üç kağıtçıların arasında ve arastasında geçtiği için onları çok iyi tanırım... Ve hiç birisine acımam!!! Yani seni, beni, dükkanına her gireni, sokağın köşesinden döneni potansiyel yolunacak kaz olarak gören, ve müşteriyi bir sıkımlık (dişçiden mülhem kullanıyorum bu kelimeyi ama benimkinde az bi şey fazlalık var!!!) kazıklamaya yönelik esnafa acımam ben... Ve MÜŞTERİ DAİMA HAKLIDIR derim!!! :)

Sedencik dedi ki...

NIGHTMARER.....sen söyleyince olurda...
bütün ekmeği dilimlerken toplam 3 dilim çıkarma becerisine sahip büyükpatron söyleyince doğru olmuyor :))
aslolan niyet...
kargolamış kadar oldun valla...
birde sevabına tarifini yazaydın ya :)
kimilerine ilginç bir şekilde fazlasıyla kolay geliyor başkalarının işi...
yerden 3 metre yükselince başı dönen...
bir bakıyorsun ip cambazını izlerken...
''aman canım ne var bunda ''
diyebiliyor...
ee gersek bir tel kendi çıksa mesela :)
bende çook özlemişim...
ve ne kadar içten bıraktıysan o kahveyi...
gerçektende az şekerli kahvemi içerken okudum yorumunu :)
sevgiyle...

Sedencik dedi ki...

HASRETSENFONİLERİ.....şu yoğunluğu aşabilirsem neden olmasın...
madem iyi geliyormuşum:)
ama laf aramızda vichyde iyi üründür:)

izin sizde ...
tabiki istediğiniz gibi ekleyin...
benim bahsettiğim küçük esnaf mantığı...
aslında
tamda sizin bahsettiğiniz insanların kalıplaşmış davranış biçimi...
satarken onduran
alırken öldüren ...
her satıcı nasıl olsa illaki alıcı...
satarken 40 takla atanların birde alırken ne yaptığını izleyin :))
sevgiyle...

Çağlar dedi ki...

İşte kısa yoldan köşe dönmecilik diye anlatmaya çalıştığımız, bir köyün bir akıllısı sen misin diye sormak istediğimiz tarzın harika bir anlatımı. Harika bir yazı.
Her yerimizden kalitesizlik akmasının açıklaması.

Adsız dedi ki...

sadece sorma .. diyorum..
sorma esnaflaşan toplum..

biz lisede iken bi günde üç mü dört mü sınavdan fazlası yasaktı..
bazen de iki sınav olur ama biz fen sınıfı küstahları olarak ille de tek sınav olsun diye pazarlık ederdik hocalarla..
esnaf sınıf demişti bi hocamız bize de ne ağırımıza gitmişti..
oysa sınıf sonuncusunun ortalamasının sekizin üzerinde olduğu bi sınıftı derdimiz bunu düşürmemekti.. sınava girmemek değil..

neyse..
artık hepimiz esnafız dememize beş kala..
şekerli çörek ..
güzeldi..
emeğe saygı ve şekerli çörek isteğini bu kadar kestirmeden bi araya bi sen bi saime hanım getirebilir sanırım..
=)
halılarına ayakkabı ile bastığımızda..
gençliğime basıyorsunuz derdi..

bi de bu işlerin pazarlığın yarışmanın karalamaya dönmesinin filan başlangıç cümlesini de ben ekleyivereyim..
"idare etmez mi abla"
ne zaman bu soru ilk kez soruldu.. ve kim ona evet dediyse işte onları bulup tepelemek istiyorum...
etmez .. idare filan etmez..
zaten idare değil kalıcı şeyler istiyorum ben..

öperim sedenim ayrık otum..
kedişlerimi de ihmal etmem..
ekselansa ve büyük patrona hürmetler.. =)

Sedencik dedi ki...

ÇAĞLAR.....uzun zaman önce atılan tohumlarla...
korkarım gitgide artıyor o köyün akıllımsıları ...
teşekkürler...
sevgi ve sağlıcakla...

Sedencik dedi ki...

ATALET.....kimbilir ne kadar sinirleniyordu halılarına basılmasına ...
yinede bu kadar zerafetle ifade ediyordu...
öyle bir kısır döngü ki...
kimlerin kısa vadede çok iş yapmak isteyenlerden...
kimlerinde uzun vadede kalıcı olmak isteyenlerden...
olduğu bile karışıyor çoğu zaman...
dolayısıyla ama sahte ama sahici hep bir memnuniyetsizlik ifadesi...
bir malı çok beğendin...
etiketi yok...
''aa çok çok güzel çok başarılı''
dediğin anda...
fiyatının 2 ile çarpılmayacağına hiçbirimiz emin değiliz...
emin olduklarımız yıllardan beri bildiklerimiz...
ee tecrübe konuşuyor :))
bak en azından dilimi tutmayı öğrendim...
dönüşüyoruz ...
öpücükler selamlar ulaştı bile yerine :)
kocaman öpüyoruz seni...
sevgiyle...

Hamiyet dedi ki...

Canımcım valla son günlerde moralen pek iyi değilim şekerli tuzlu biberli ne varsa yiyebilirim diyeceğim o ki yaptıysan alabilirim şekerli çörek tabi geç kalmadıysam :)

Yazın yine süperdi, ellerin yüreğin hiç bir yerin dert görmesin.
Sevgiler bitanem...

lider dedi ki...

okadar kolaysa büyük patron kendisi yapsaymış şekerli çörekleri eminim çok güzel yapar :))) küçük esnaf mantığı konusunda çok haklısınız bir kadir kıymet bilmezliktir gidiyor
kurnazlık tavan yapmış resmen
sevgiler sedencik

Sedencik dedi ki...

HAMİYET.....ee bahara giriyoruz canımcım ...
uyum süreci etkiliyor bazen morali...
hoş haftasonu kar geliyormuş inşallah :)
kocaman...
sevgiyle...

Sedencik dedi ki...

LİDER.....yapar tabi yapmasınada çıkan ürüne ad bulmak zorlar :))
bu gidişle dahada tavan yapacak gibi kurnazlık...
sevgi ve
sağlıcakla...