ısıtalım
Gönderen
Sedencik
zaman:
9:47 ÖÖ
16 Ocak 2010
Etiketler:
ısıtılan kurbağa
ısıtalım kısa kısa...
ısıtalımda neyi...
mesela...
kazanlara soğuk su koyup kurbağa gibi birbirimizi mi...
ki...
o zaten yapılıyor...
***ünlülerden biri...
Ruhi Su yu tanımıyormuş...
olay olmuş...dalga geçilmiş...
niye...
demek dalga geçenlerin hepsi tanıyor ...
onun için mi...
mozart'ın konserine gideninden ...
reşat nuri'ye yeni kitap yazdıranına kadar gördük...
hatta ...
mecburmuş gibi...
inatla okuduğu şiirin şairini bile yanlış bilen başbakanlarımız oldu...
***meğer ''canım ailem '' dizisinin ratingi iyi değilmiş...
o yüzden gününü filan değiştirdiler...
yakındada gider herhalde...
yerinede ''aşk ve ceza'' diye bir dizi gelmiş...
önce merak ettim...
sonrada iş edindim...
net'den bulup seyrettim ilk bölümünü...
herbikesciklerin belgesel seyrettiği ...
hiç ama hiç tv.seyretmediği güzel ülkemde...
birde net'den seyretmişim bak seeen...
aşk kısmını anlayamadım ama...
ceza kısmını anladım...
evet bu verilmiş bir ceza...
zaten ''canım ailem''de bir garip diziydi...
mesela...
dizide...
kimse vurulup ölmedi...
kimse kan davası kaçağı ya da öbür dünya adayı olmadı...
kimse toz ticareti yapmadı...
hatta ot bile içmedi/satmadı...
hiç kimse kimseye tecavüz etmedi...
doğal olarak...
kimse tecavüze uğramadı...
kimse berdelle evlenmedi...
hiç kimse kocası öldü diye kaynıyla evlendirilmedi...
hatta ve hatta canım ailem dizisinde ...
hiç kimse ''malamat olduk'' dışında küfürde etmedi...
o da küfür değildir zaten...
siz malamatı ...
madara olmak yada rezil olmak herşeyin herkes tarafından öğrenilmesi...
olarak da kullanıyorsunuzdur nasılsa...
ne kadar da...
normalite sınırlarını zorlayan tuhaf bir dizi di mi...
sokaktaki can'lara bir kap su birazcıkda yemek verirsiniz değil mi...
oysa...
yerine konulan yeni dizinin ilk bölümünde...
uyuşturucu paketleri istifleniverdi...
ki...
yakında öylee paketlerle filan gösterilmeyecek tv.larda...
hazır beton lar var ya ...
belki görmüşsünüzdür...
hani hem trafikte gider, hem betonu karar sonra adrese teslim boşaltır...
heh işte öylesini icat edecekler...
e halk öyle istiyoo...
halk sigaranın mozaiklenmesini...
hadi boşver sigarayı ...
cânım j.walkerların, martellerin filan mozaiklenmesini istiyor...
reklam için desem o da diil ...
buzlanan kadeh bile gördüm...
ya da halk istemiyor...
halkın seçtiği ya da seçtiğinin seçtiği yönetenler istiyor...
demekki bizde sorun sigara ve içki...
uyuşturucu problemimiz yok...
ülke yol geçen hanına dönmemiş...
narkotikçiler iş yokluğundan pişpirik oynuyor...
di mi...
sonra dizide...
birileri öldürülüyor...
kanı yerde kalmasın diye ailenin kızı diğer aileye peşkeş çekiliyor...
kadının biri, nişanlısı onu aldatınca...
o da bara girip ilk bulduğu adamı sevindirik ediyor...
öbürü kaynıyla evlendiriliyor...
vs.vs...
ve hakikaten vesaire...
bu boktan konuları bir daha ...
yetmedi bir daha ısıtıp ısıtıp sofraya koymak için mi ...
yediniz ...
cânım ''canım ailem''i...
bu sektörün amaçlarından biride...
para kazanmak dışında...
bilgilendirmek,eğlendirmek olduğu kadar iyiye doğruya kanalize etmek değil miydi..
değildi tabi ...
o benim sırılsıklam salaklığımdı...
neyse...
***bu aralar yine atasözlerine olan takıntım depreşti...
ara sıra yazarım buraya tuhaf bulduklarımı...
mesela...
kim demiş o ...
''yüz verdik kediye geldi etti halıya''
lafını...
kesin...
oligofren atalardan biri söylemiştir...
kedi halıya yatağa oraya buraya yapmaz hiçbişi...
o lafın doğrusu şöyle olmalıydı...
yüz verdik hıyara geldi etti kafamıza...
***ne kadar kızarsam kızayım ...
İstanbul'a dönüşlerimi çok sevdiğimi bir kez daha hatırladım...
***israil büyükelçimizin düşürüldüğü durumdan dolayı ...
1 gün süre tanınmıştı özür dilenmesi için...
dilendi bitti...
mi...
yoksa...
yeni mi başlıyor...
''küstah herifler'' diye yaygarayı basarken...
eşzamanlı bir özeleştiride gerekmiyor mu...
büyükelçi olarak gidilen topraklardaki ...
anadili bilmiyorsun ...
onun yerine ortak dil ya da tercüman kullanıyorsun onu anladık...
da...
peki beden dilini okumak...
ı ıh o da yok...
peki kaba tabiriyle ortam koklamak...
o da yokmuş...
peki diplomasi ne?
en iyi gülümseme sanatı mı...
veya...
senaryosu belirsiz bir filmin figüranı olma sanatı mı...
bizim teknikerde güler sürekli...
tavsiye mektubu yazsak mı...
bakalım
yoğun günlerden yollardan sonra ne olmuş...
bakalım...
bankalarla pek sorunum olmamıştı benim...
şikayet etmemi gerektiren fazla bir durumla karşılaşmadım...
zaten uzun yıllar gerek şahsi gerek iş ...
eskiden kalma tek banka çalıştık...
yok canım para istifçiliği filan değil...
bu yılda çıkmadı zaten piyango...
müşterilerin,mimarların,müteahhitlerin çeklerini ,ödemelerini takip edebilmek...
kendi ödemelerimizi ayarlamak ...
sonra kartlar iyice yaygınlaşınca bir kaç banka daha eklendi...
yani zaten benim gibi sıradan mudî'lerdensen...
niye sorunun olacakda tartışacaksın ki bankayla ya da çalışanlarıyla...
işlemlerini,çek,senet vs. yaparsın...
kart borcunu yatırırsın...
ya da yatırmaz faize sokarsın ...
öyle pıtrak gibi köşe başlarında kart dağıtmaya başlamalarından ...
bir adım önce ...
usul usul mudi bilgilerinide güncellediler...
adres...telefon...
cep...
anne'nin gençkızlık soyadı...
baba'nın ayakkabı numarası ...
yok be günahlarını aldım şimdi ...
ayakkabı numarası sormadılardı...
onlarda tamamlanınca...
uzuun yıllar al gülüm ver gülüm geçinip gittik...
önceleri aradıkları zaman açardım telefonu...
baktım o eskiden kalma bankam hakikaten ciddi birşey varsa arıyor...
o da şubeden ...
ve çoğu tanıdıklardan oluşan ekipden biri arıyor...
bu sonradan eklemlenenler ise ...
merkez numaralarından canları sıkıldıkça arıyor...
__sedencik hanım 2 dakika vaktiniz var mı...
__konu ne ...
__vızıttırı sigorta sistemi...müthiş yararlı ayda şu kadar ,bu kadar taksit...
hiç zorlanmadan ödüyorsunuz...karta yansıtıyoruz falan filan...
__yok sağolun istemiyorum...
__ama bakın çok faydalı birde şu açıdan.......
diyerek başlayan ve sadece bir önceki cümlelere takla attırarak yapılan tekrar tanıtım....
''yeter be''
diyemeyeceğim
ya da
''çat'' diye telefonu kapayamayacağım kadar kibarlar...
hatta...
daha iyisini yapayım...
bundan bir kaç ay önceki akıllara zarar görüşmeyi...
aynen aktarayım...
__sedencik hanım kredi kartınızla ilgili yepyeniii bir fırsatımız var sizeeee...
__dinliyorum neymiş...
__bize 5 tane isim verirseniz bunlar akrabanız arkadaşınız ,çocuk,eş olabilir...
__niye vereyim 5 isim...
__kredi kartı verelim onlara...
__yok sağolun kalsın...
__sedencik hanım size özel bir soru sorabilir miyim...
__cevaplamama hakkım saklı kalmak üzere sorun...
__haa tabii...şey evli misiniz acaba...
__niye evlenme mi teklif edeceksiniz...
__şey ...yok yani değilde ...hani hiç değilse eşinize çıkarsaydık kart...
__var onun kartı...
__olsun birde sizinki olsun...
__bir dakka bir dakka bu ''sizinki'' ne anlama geliyor...
__ekkart işte...
__yani bu başta istediğiniz 5 isme çıkaracağınızda benim kart üstünden ekkartlar mıydı...
__tabii ekkart ama limiti siz belirliyorsunuz...
__delirdiniz mi kardeşim siz..niye durup dururken böyle birşey yapayım...
herkes kendi kartını kullansın ya da kullanmasın banane...
bu nasıl bir ucuz pazarlama taktiğidir...
oysa...
telefonu açar açmaz ilk cümle
''ekkart çıkartmak istediğiniz yakınlarınız varsa isim verin ''
olsa...
kaliteli hizmet anlayışı diyecektim...
bende ...
asıl bankam hariç...
eklemlenenlerin hepsinin genel merkez ve diğer numaralarını cebime
''açma-1-,açma-2- gibi...
kayıt ettim...
aradıklarında açmıyorum bu kadar basit...
derkeeen...
ve
arazideyken ...
bunlardan biri psikopata bağlamış gibi 3 dakikada bir aramaya başladı...
biliyorum o bankanın kartını ...
3 kuruş limiti var...
harcama ...var yok arası...
son ödemeye tam 10 gün var...
başkada hiçbir bağlantım yok...
güzel ...
demekki söyleyecekleri önemli birşey yok...
de işte akşam üstü enn bi eski bankam aradı...
__sedencik hanım bize uğrayabilir misiniz...
__niye...
__bilgiler hakkında görüşmemiz lazım...
sokaktaki can'lara bir kap su birazcıkda yemek vermeyi unutmazsınız değil mi...
arazi dönüşü şube kapanmadan yetiştim...
kahve eşliğinde başladık görüşmeye...
__annenizin evlenmeden önceki soyadı neydi...
__ee kaç zaman olmuş vermişim bilgileri ne alaka...
__peki ...xyz'mi...
__evet...
__başka soyadı var mı...
__yok tabiki...
__yani bizdeki soyadı doğru...
__elbette doğru ...sorun ne...
__diğer çalıştığınız bankalar ve kurumların çoğunda farklı soyadı var...
__siz nerden biliyorsunuz bunu...
__bilgi ağı hahaha ama hiç şaşırmadınız farkılığa...haberiniz vardı yani...
elbette şaşırmadım...
geçmişe dönersek...
hani şu
''ananın kızlık soyadını söyle ''
sorularının uçuşmaya başladığı döneme...
yıllara dayalı karşılıklı güvenle ...
dededen kalma bu bankayla yürüttüğüm ilişkimde ...
gün gelip sorduklarında annemin soyadını doğru olarak söylemiştim...
ama diğerlerine...
ajandama,cep'e not alıp...
attım kafadan soyadları ...
yoo pislik olsun diye değildi...
1.si soru anlamsız
çünkü anlık kanıtlama ihtimalin olmayan her şey anlamsız...
çıkarırsın kimliğini kanıtlarsın kendini...
de
karşımdaki
ana'mın adını sormuyor ...
evlenmeden önceki soyadını...
dolayısıyla...
dedemin soyadını soruyor......
sananeki...
kanıtla desen nasıl kanıtlayacam...
bir sonraki soru anneannemin gençkızlık soyadı mı olacak...
yoksa bu iş...
benim soyağacımı ilgilendiren tapu kadastro memurluğu gibi mi olacak...
işte biraz böyle düşündüğümden...
birazda...
bakalım...
aslı astarı varmıymış bu soyadı fişlemelerinin ...
bulurlarmıymış farklılığı ...
bulsalar ne zaman bulurlarmış...
sistem hızlı mı yavaş mı nasıl işlermiş'in denemesiydi...
ben banka kısmını anlatsamda siz bunu genel olarak düşünün...
hatta 50-100 yıl filan sonrasını görmeye çalışın...
an itibarıyla...
denemeyle sabitlendi uzun zaman sürüyor ortaya çıkışı...
ve tahminim...
kafadan attığın soyadını her yere aynı olarak verirsen sanırım anlaşılmıyor...
son eklemlenenlerden biri verdiği kartı iptal etti...
ikisi dondurdu...
donduranların tatlı su yılanı tavırlarına kızdım onlarıda ben iptal ettirdim...
pis korkaklar...
alt tarafı sistemi deniyoruz di mi şunun şurasında...
aman canım korkmayın bişey olmadı...
ne olacak
giden gitti...
kalan sağlar bizimdir...
ne hayır varsa dededen kalma bankada varmış...
bak o da kalanlardan oldu...


