bu sitedeki yazılarımın....kopyalanması,çoğaltılması,yayınlanması 5846 ya göre yasaktır...

ya korkmazsa



korku;
dozu çok önemli bir duygu...
yokluğuda dert...
çokluğu da...
para gibi
rezilde eder vezirde...
kolay kolay taklit edilemez...
mimikden jeste tipik özellikleri var...
korkunun hastalık boyutundaki dozu artmış esir almış karanlık halinden bahsetmiyorum...
o zaten patolojik bir hal almıştır...
daha olası sınırlara çekiyorum...
mesela ödlek insan derttir...
yan yana yürürken bööö diye bağırsalar seni bıraktığı gibi uzayan...
hani şu 1 saniye önce tam yanındayken...
kafanı çevirdiğinde sokağın ucunda ayakları havayı döverek köşeyi dönenin...
kendiside derttir...
getiriside...

yanısıra bulaşıklığını çakma cesaretle kamufle edenlerde derttir...
__vayyy yan baktı çamura yattı
__kimmiş gösterin
__150 kişi birbirine mi girmiş sorun değil ben tepelerim...
...
..
.
diyerek
olay nerde o orda olan kısmısıda vardır...
garson tabağı hızlı bırakmıştır...
suyu soğuk değildir...
arkadaki araba onu hangi hakla nasıl olupda sollamıştır falan filan...
can sıkıcıdır
çünkü bulaşıktır...
çünkü...
olayları durup düşündüğünde
aslında incirin çekirdeği bile henüz çiçektir dalında...
ama...
final hiç değişmez...
ya kendinden biraz kabacasına
ya polise
ya savcıya ya da hakime
__ablam abim ben ettim sen etme
diye diye
kurduğu cümlelerle iner perde...

heee bide korkusuzluk vardır...
ne can kaygısı ne canan kaygısının olmadığı...
doğuştan ilahi çelikyeleği varmış gibi hareket eden...
korkmayan...
ama herzaman kendi belirlediği bir amacıda olmayan...
tehlikeli bir yapı tabi...
zira
kendi belirlediğin bir amacın yoksa ,başkalarının amacını amaç zannetmen an meselesidir...
bu tip korkusuzluk...
korkusuz insanın çevresindekileri tedirgin edici bir hal alır...
zaten muhtemelen onunda patolojik bir nedeni vardır gizli ya da aşikar...

ve evet gerçekten bunların hiçbiri cesaret değildir...
cesaret ; birazda korkmaktır...
omurgan ürperirken sırtını yaslayamadığından...
bir adım atıp meydan okumaktır...
ve cesaret ;
korktuğun halde...
sırf doğru olduğunu bildiğinden...
inandığın için
sana inananlar için...
kendin için
onun için
onlar için
kalmaktır,yapmaktır,direnmektir...

cesaret ;
beynin ''kaç'' emrini ardarda verir...
ve yüreğin kal derken...
ikisi arasındaki olması gereken uyumu kurmak değil
tercih kullanmaktır...
kalmaktır...
o yüzden cesurlar için ''yüreklidir'' denir...
çünkü
tercihleri yüreklerinden yana olmuştur...

korkmayın canım beyin yedeğe alınmıyor bu savrulmada...
sonuçta yüreğin sesi nerden geliyor...
işte sana paradoks :)

korsinin bayıldığım huyu kendi güvenliğini sağlayan dengeli korku duygusudur...
yanısıra
ferişin illet olduğum huyu korku duygusunun olmamasıdır...
mesela...
korsi balkona çıkıp güneşlendiğinde
ben içim gönlüm rahat evde gezinir ya da rapor yazarım
feriş çıktığında ise pılımı pırtımı kitabımı alıp balkona taşınırım...
kargası var yarasası var...
benimkininde
Allah muhafaza ''vayy onlar uçuyor ben niye uçamıyorum ''
demeyeceğinin garantisi henüz bende yok...

korsi ;köpekle kediyle insanla karşılaşınca ne üstüne atlar...
ne de korkup uzaklaşır...
güvenli bir mesafe bırakır ve bekler...
feriş ; bir karış boyuyla efelene efelene üstlerine gider...
işte onun bu korkusuzluğu beni korkutur...

insandada hayvandada böyledir
bi korku duygusu olmayan kaçık varsa yanında yörende...
yani...
her canlıda güvenlik kalkanı olarak olması gereken korku zerresini
ki eşittir can korkusunu taşımıyormuş gibiyse...
sen kendininkinin yanına birde onunkini ekler taşırsın...
yorulursun...

bir gün
ki
günlerden birgün...
komşu Vartuhinin kedisiyle kapıda karşı karşıya kaldı feriş...
o olmayan minicik kuyruk aşağı indi...
bir adım atmadı yanımdan...
tısladı kıhladı yine savundu bölgesini...
olsun yinede o kısa sürede anladım ondaki korkunun gölgesini...
arasıra normalleşiyormuş diye sevindim...

dana kadar bir sarman Vartuhinin kedisi
ismini oğlu koymuş...
hayvanın en başta adında meymenet yok...
''hançer''
hançer diye kedi ismi mi olur...
bunlar giriş katında oturduklarından kedi bir içeri bir dışarı...
bir bakıyorsun bakkalın cips paketlerini indirmiş yere ,açmaya uğraşıyor...
bir bakıyorsun sahilde köpek kovalıyor
bir bakıyorsun yolun ortasına yatmış yalanıyor...
yoruluncada atlıyor cama
2 pati yapıyor Vartuhi açıp alıyor içeri sütü suyu yemeği...
bir uyuyor
üstünde tepinsen dönüp bakmıyor...
hayvanın yüz göz faça ...
her daim savaştan çıkmış gibi...
ee napacaktı yani feriş...

sokaktaki can'lara bir kap su birazcıkda yemek vermeyi unutmazsınız değil mi...

bu hançerin vukuatlarının hangisini anlatmalı...
evden eve nakliyat kamyonunun dışarı sarkmış parçasına tutunup
ordan kamyonun tepesine
ordanda 2 .kattaki dairenin balkonuna atlayıp saatlerce mahsur kalmasını mı...
yoksa...
tasmasıyla sahibinin yanında sakin sakin yürüyen köpeğin bacağına tırmık atıp ...
köpeği panik edip sahibinin etrafında 4 döndürüp...
tasmanın uzatmasını bacaklarına dolayıp...
adamcağızın boylu boyunca yere uçmasını mı...

geçtiğimiz yaz işten erken geldiğim bir gündü...
duş almışım
bir kahve konyak almışım yanıma
bilgisarayımı açmışım
erken gelmenin amacı rapor yazmak olsa da...
bi criminal minds seyredeyim öyle yazayım diyip keyif moduna dönüştürmüşüm bile...
benim oda evin en arka tarafında terkedilmiş bölgede...
ön taraftaki balkon sokağa bakar...
kulağıma kadar geldiğine göre...
sokaktada kıyamet kopuyor...
bozdular keyfimi...
ferişi kucağımdan indirdim ayaklarımıda çalışma masamdan
criminal mindsı pausladım...
salona gittim
balkondan gördüğüm manzara evlere şenlikti...

yolun ortasına yan yatmış patisini yalayan hançer
burnunun dibinde geçmek için klaksiyon çalan araba
ve
o arabanın arkasında kuyruk olmuş diğer arabalar
ee bizim sokağın trafiği tıkanınca bunun ucu iskeleye kadar gider...
hışt pıştt dedim tınmadı...
__hançer kalksana lan ordan
diye bağırdım...
şöyle bir baktı bana...
yalanmaya devam etti...
sokağın karşı taraftaki evlerinden bir iki kafa uzandı
kendi önlerine denk gelen ve durmaksızın korna çalan araçlara...
trafik,hayat,sosyoloji,psikoloji,adab-ı muaşeret dersi vermeye başladı o kafa uzatanlar...
verirler
çünkü bir kısmı hançerin ne halt ettiğini görmüyor
ve en öndeki arabanın niye durduğunuda bilmiyor...

karşı apartmanın giriş katından biri ...
''ben halledicem''
dedi
içeri girdi...
elinde bir kahve fincanıyla çıktı cama
şöyle ucundan atıverdi hançerin üstüne suyu...
güler misin ağlar mısın

zaten kesin atmadan ılıştırmıştır suyu ''üşümesin yavrucak'' diye
bi umursadı hançer üstüne gelen suyu öyle böyle değil...
gökten kovayla yağmur yağarken eve girmeye tenezzül etmeyip sokaklarda gezen
bi kediden bahsediyoruz burda di mi...

öndeki arabadaki adamla kadında o arabanın koltuğuna yapıştırılmış gibi oturuyorlar...
ve kediyi kovalamak için bile inmiyorlar
niye bilmem...
gürültü büyüdü
baktım olmayacak...
öndeki arabaya
__1 dak. bekleyin gelip alıcam dedim...
o arada
Vartuhi alt kattan camını açtı
elinde koca bir uskumru
''hançer gel çocuğum''
hançer anında cama ordanda salona atladı
kapadılar camlarını...

işte adam o anda indi arabadan...
kedifobik midir nedir...
ellerini beline koydu...
her evden çıkmış onlarca çeşit kafaya baktı...
ben kelaynak gibi zaten balkondaydım...
hani bir boşluk sessizlik olur tuhaf irrite edicidir
-sokak çok sesliydi ama seste bile durağanlık vardı-
hani birşey söylemek istersin
ki orda önemli olan söylediğin değil
o duraganlığın kırılmasıdır...

aklıma gelen ilk şey...
adama hançere gösterdiği sabır için teşekkür etmek oldu...
geldiği gibide teşekkür ettim...
aklına güvenmeyecen işte herzaman...
herif çizgi filmlerdeki arıza karakterler gibi saçını , kafasını yukarı yukarı sevdi...
__İstanbulun bütün manyakları bu sokağa mı toplandı beee...
diye avazı çıktığı kadar bağırıp
arabaya bindi ıynnnk diye pati çekip gitti...
kibarlık olsun diye bi selam verseydi bari...

10 Responses to “ya korkmazsa”

ezgilimelodi dedi ki...

Su dökme olayından sonra koptum olaydan...
E insanlar da çeşit çeşitti değil mi?:)
Hançer bana Garfield'i anımsattı nedense:))))

atalet-buduar dedi ki...

anladım suyu ısıtmayacağız..
az da olmayacak.. yağmur gibi rahvan da..
demek yangın musluğu kıvamı uygun..

korku bölümündekilerin tümüne yüzde bin katılıyorum..
gözü karalardan oluşan çocuks sayesinde..
paranoyaksın sen anne dediler mi.. benim tedbir konuşmalarıma.. yelkenler pupa açılıyorlar hayata istanbula..
birini eve alınca.. diğeri hala dışarda..
=)

korkmasan da.. korkutma.. şeklinde anlamsız bir söylem geliştiresi var..

ama şu son bölüm.. korkmadığından değil de umursamadığından o davranış biçimi..
öğrenilmiş..
nassı olsa üstüme gelmez.. diye..
hayvan severim biliyosun kıyamam da cana..
ama var ya sizin sokaktan geçersem..
o kedi orda umursamadan yatarsa..
sanırım..
debriyaj gaz yaradan ne verdiyse..
sürerdim üzerine..

bu da benim pasif agresif tepkim olarak geçsin kayda..
affet sen de..
bu sayfada bu yorum..
korkusuz muyum neyim..

=)

atalet..

Sedencik dedi ki...

EZGİLİMELODİ.....her gördüğümde banada anımsatıyor zaten :)
sanırım hançer ve türevlerinin bileşkesi bu garfield:)
sevgiyle...

Sedencik dedi ki...

ATALET.....yangın musluğu mu...
el insaf :))
onların yaşlarda herkesin gözü kara...
zaman bakalım ne getirecek...
ki...
kendi iç sesleri iyi çalışıyorsa tedbire bile gerek yok :)
tepkin geçti kayda geçmesine de...
korkusuzluktan öte güven seninki :)
elbette inanmadım
can kurtaran can almaz
alsada eskaza kendine bile anlatamaz...
geçen gün yatmış boylu boyunca paspasa...
hergeçen üstünden atlıyor...
umurunda değil...
'basacam şimdi üstüne göreceksin'
diye söylendim...
şöyle bir baktı
sırtını dönüp uyumaya devam etti:)
sevgiyle...

Devletli dedi ki...

Rahmetli babamın yaşlılığında dükkanda baktığı ama aslında muhitin kedisi olan bir kedisi vardı ismini de Orçin koymuştu. Geçenlerde televizyonda bir belgeselde tıpatıp aynısını gördüm meğer özel bir cinsmiş. Kurşuni tekir desenleri ile düz beyaz karışık, çok uzun tüylü, biraz irice..
Hayatım kedilerle geçmiştir ama onun kadar terbiyesiz kedi görmemiştim. Ahlaksız anlamında değil terbiye edilmemiş veya çevreden hiçbir şey öğrenmemiş demek istiyorum. Babam öldükten sonra bir ara eve getirdik. Yemek masasının üstüne çıkıp boylu boyunca yatar uyurdu. Laftan sözden bağırmaktan tehditten zerre kadar anlamazdı hiçbir şeyi umursamazdı. Bir de erkek olduğu için evde istediği yere iğrenç işaret kokusunu bırakırdı. Sonunda dükkanın muhitine iade etmiştik. Bizim kedilerimizden erkek olanlar evde o kokuyu bırakmazlardı çünkü istanbulun sokak kedileri cinsinden kediler özel cins kedilerden çok daha akıllı, çok daha eğitilebilir hayvanlardır: Bir yerin esas sahibinin haklarını çiğnemezler. Gerçekten hayatım kedilerle geçmiştir ama babamın dükkan kedisi Orçin gibi başına buyruk hiçbir şeye aldırmayanını hiç görmemiştim.
Böyle insanlar da vardır muhakkak. İlgiç konu.
Not: uzun zamandır yoktum şimdi yine buradayım. artık e. ali yerine devletli ismiyle yorum yazıyorum. unutmuş olabilirsiniz diye bildireyim dedim. :)

Sedencik dedi ki...

DEVLETLİ.....ne iyi ettiniz dönmekle...
geçen gün bir çiçek üretimi takıldı aklıma
sonra sizin bir ara yazdığınızı hatırladım,
bugün yarın gelip sitenizdeki eski yazılarınızı karıştıracaktım zaten:)
orçin gibileri yapıyor böyle ilginçlikler...
kedilerin o başına buyruk ve bağımsız huylarına hayranım...
ama bazılarının sokağın ortasına yatmaları...
ağacın
ki benim kırılacağına emin olduğum
onlarınsa kırılmayacağına emin olduğu en ince dalına ilerlemeleri...
sadece kendilerinin anlayabileceği güvenlik algıları şaşırtıyor bazen:)
sokakkedileri konusunda kesinlikle haklısınız hatta köpekleri içinde geçerli...
doğal eğitimliler :)
sevgi,iyilik ve sağlıkla...

Devletli dedi ki...

Teşekkür ederim. Çiçek sitemdeki (bitkivecicek.com) eski yazıları sayfa sayfa karıştırmanıza artık gerek kalmadı. "Site içi arama" aracı koydum. Aradığınızı kolayca bulabilirsiniz. Yalnız içinize sinmeyen bilgileri kesinlikle sorun. Çünkü her zaman her yazımı yenileştirmeye geliştirmeye çalışıyorum, eski yazıların tümünü henüz mükemmelleştiremedim. Fakat yine de şimdiye kadarki birikimlerle Türkiyenin en önde gelen süs bitkileri sitelerinden biri oldu. Hatta düzenlilik, sadelik ve özgünlük açısından birinci sırada gelir bence. Zamanla daha da zenginleştirmeyi düşünüyorum. olmayan konuları da sorabilirsiniz, o zaman eksiklerin giderilmesi daha hızlı olur.

hasret senfonileri dedi ki...

alem kızsın ha Seden.. korku ile ilgili tetkiklerini okurken hangisine dahilim acaba diye pür dikkat okudum hatta geri sarma yaptım arada.. önce ee.. hepsi .. dedim... sonra yok canım daha neler dedim.. ta ki, hançere gelene kadar.. valla ben kuyruk nahiyesinden sürüp geçmiştim.. ferişe de bir daha dayılanamazdı!! :))

Sedencik dedi ki...

DEVLETLİ.....arama aracı hakikaten hem benim hem herkesin işine yarayacak teşekkürler...
yazdıklarınızın kendi deneyimleriniz olmasısitenin mükemmeleşmesine katkı sağlamıştır...
elbette sorarım hem anlamadıklarımı
hem olmayanları...
teşekkürler...
iyilik ve sağlıkla...

Sedencik dedi ki...

HASRETSENFONİLERİ.....yok yok kıyamazdınız:)
arada sırada üstüne
daha doğrusu bakışlarına çöken bir çelebi hali var ki...
hep öyle kandırıyor zaten :)
fena mı feriş bile hafif tırsmayı öğrendi bu sayede :)
sevgi ve sağlıkla...