mozanit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mozanit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pırlanta'dan sevgililer günü
şimdi 14 şubat tantanası yaşanıyor her açıdan...
mesela ilk açımız ...
barından büfesine...iç çamaşırı dükkanından çiçekçisine ...
cd satan dükkanından pastanesine her yer kırmızı ....
canlı kırmızı güllerden yapma kırmızı güllere ,sapı gümüş olanından ,
şampanyanın içine hapsedilmiş olanına kadar her yer gül...
kırmızı kalpli örtüler,yastıklar,takılar,hediyeler,kutular vs...
bu renksizlik sıkıyor beni...
heryerin aynı renge büründüğü yer renksizdir ...
hadi tamam itiraf edeyim...
kırmızı tercihim olan renklerden biri değildir...
zaten gül de en bayıldığım çiçek değildir...
tv.daki ...gazetelerdeki...panolardaki...
pırlanta reklamlarını görmüşsünüzdür...
hatta yeterli değil...
imza kampanyası başlatalım gecede 5000 kere falan versinler...
hediye dedinmi pırlanta olcaaakkk ...
pırlanta yiyip ...
pırlanta içip ...
pırlanta def-i hacet eylediğimiz günler bugünler...
çok normal ...
kdv si 0 tl olan başka herhangi bir mal tanıyor musunuz...
elektrikten oduna...
odun'dan don'a...
kaleme,soğana,ekmeğe suya,tezeğe,
aklınıza gelebilecek herşeyin kdv'si var...
karşılığında pırlantanın,zümrütün,yakutun kdv si 0...
herhalde o yüzden almayanı dövüyorlar...
yüzde 18 olan kdv oranı 1 Ağustos 2004'ten itibaren,
kdv istisnası getirilmek suretiyle, sıfıra indirildi
o yüzden günde milyon defa pırlanta reklamı yapılıyor tv.da gazetelerde...
ve hiçde azımsanmayacak sayıda insan 36 taksitle pırlanta alma peşinde...
hee bu arada...
tek taş adı altında satılan zirkonyumların,mozanitlerin...
veya...
300-500 liraya satılan kırpık pırlantaların aslında çokda piyasa değeri yok...
kaldı ki düzgün kesimli bir elmasın bile alım satımı arası uçurumdur...
yani nedir...
yatırım amaçlı alamazsın...
ne için alırsın,süs,aksesuar vs...
peki...
başka açıdan bakalım :)
deneyin...
ipeklere bürünüp hoş ve sağlam bir makyaj yapın...
parmağınızada hoş tasarımlı biraz dişe dokunur boyutta zirkonyum bir yüzük takın...
karışın topluma...
maddi değeri 3-5 liralık yüzük ilgi çekecektir...
hatta ...
bir kısmı gözünü yüzükten alamayacaktır...
ertesi gün değiştirelim konsepti...
ayağımıza 5-6 senelik cıcığı çıkmış botlarımızı geçirip...
salaş bir pantolon,bere vs. ile beraber parmağımıza çay sehpası boyutundaki...
maddi değeri küçük çaplı bir servet olan elmas yüzüğümüzü takıp...
semt pazarına gidelim hıyar seçelim...
ordan bara...ordan sinemaya vs.
ortalarda elmas eksperi yoksa kimsenin dikkatini çekmeyecektir...
ilginç di mi...
neymiş...
ister takı ...ister kılık kıyafet...
aslında...
mal seni taşımayacak...
sen malı taşıyacaksın...
o sana değer katmayacak...
sen ona katacaksın...
niye ?
eee adı üstünde mal işte...
ama amaaaa...
şunuda unutmayalım kdvsi 0 olan sadece gerçek olanlar...
yani elmaslar,pırlantalar,zümrütler...
bunların taklitleri yine %18 kdv...
ne kadar gözyaşartıcı di mi...
pırlanta iyi birşeyde olabilir tabii...
üstündeki kanı*** silmeyi başarırsanız ışıldar bile...
evettt herkes hediye olarak pırlanta alsın ...
o arada emekli memur kamil bey ...
pazarın ardından kalan çöplerin içinde yiyecek aramaya devam edebilir...
ne gam...
üstelik pırlanta dediğin 24 ay-36 ay taksitle satılıyor,
azimle niyetliler bu ülkede pırlantasız kadın/erkek kalmayacak...
kayışdağında iki göz gecekonduda oturan ...
ve bu ayki 150 lira olan ev kirasını ödeyememiş yılmaz ,
36 ay taksitle karısı sakineye yüzük alabileceği yerleri soruyor desem...
inanmazsınız di mi şimdi...
yok canım bir şeyi sabote ettiğim,heves kırdığım falan yok...
boku çıkarılmış herşeyden nefret ederim hepsi bu...
bir ara tv.larda sucuk reklamını yasaklamışlardı...
''alan var alamayan var canları ister '' demişlerdi...
ne oldu da sucuk alamayan insanlar ,pırlanta alabilir oldu...
''pırlanta yiyecek maddesi değil kiii'' diyorlar di mi...
iyide...
nefsin eğitimi yada eğitimsizliği sadece yiyecekle sınırlı değil ki...
reklamda görüp görüp ,
kağıt üstünde tekstil işçisi ...
pratikte...
aylardır işsiz olan kocasından pırlanta yüzük isteyen yarım akıllı gülsüm ...
bu 14 şubatta da
alınmadığını görüp gece yatakta doğrarsa zavallı adamı...
mesela yani di mi...
anlarsınız o zaman nefside eğitimide...
yakında çıkar biri ...
'kömür alamıyorsanız pırlanta alınnnn' diye akıl fikir bile verir belkimm...
kimdi o...
marie antoinette di di mi...
hani halkına
''ekmek bulamıyorsanız pasta yiyin''diyen...
sahi demiş midir ki bu lafı...
yoksa ...
''ekmek bulamıyorsanız makarna yiyin'' di de milletin işine böylesi mi geldi...
hayır yani bir insan bu kadar künt olabilir mi...
pek akıllıca gelmiyorda...
neyse...
2. açımız...
''14 şubat kutlayan batı özentisi sefiller''
diye çığırıp duran açı...
suudi geçen 14 şubatta kırmızı gül satışını yasakladı...
iyi...
onların kutlayan kısmısı londra,istanbul arası mekik dokuyor zaten...
sokaktaki can'lara bir kap su ,birazda yemek vermeyi unutmadınız değil mi...
14 şubat kutlayan her insan st.valentine in tüm hayatını...
nereli olduğunu filan biliyor mu zannediyorsunuz....
''kardeş be o endonezyalı'' desen onada inanacak bir kesim var...
bir düşünün...
'' bu batı özentisi sefiller''
niye jan darkın doğum gününü kutlamıyor sizce...
niye amerikanın 4 temmuzunu almamışlar...
oysa 3-5 okul yolu arşınlamış her insan jan dark'ın adını ,
st.valentine'den daha önce ve daha çok duymuştur...
ama buna rağmen st. valentine'e yapışmıştır...
onu ezbere almıştır...
niye??
sevginin,aşkın zaferi midir...
sevgiye dair bir özlem midir....
doğum gününü ,evlilik yıldönümünü unutan
hödük sevgiliye/kocaya toplumsal dayatmayla gül aldırabilme
ve bir an bile olsa mutlu olma gayreti midir...
kadınların tutunduğu,desteklediği onayladığı bir gün müdür...
evet evet kesinlikle öyle...
kalpli başörtüsü bile gördüm vitrinlerde...
kadının sahip çıkmadığı herşey bitmeye mahkum...
karşıysanız aklınızı kullanacaktınız...
arada sırada bir dal çiçekle gidecektiniz...
eee siz yapmazsanız...birileri dayatır...
harekete geçemeyen zihinlerin dayatmalarla kuşatılması an meselesiymiş...
gördük...
yinede kutlu olsun ,hayırlı ve de uğurlu olsun...
sevginiz hep daim olsun...
aklınız yerinde olsun....
dilenci duası etmeyenleriniz olsun
ille yemeğe filan gidecekseniz...
hidiv kasrı ,molla aşkı parkı ve çamlıcayı denemeyin bile....
tıklım tıkış oluyor...
bu güne karşı duranlar ellerinde kırmızı gül ve sevgilileri ile beraber...
bu iki yerde karşı duruş günü kutluyorlar...
bilginiz olsun...
peki ben ne yaparım...
öncelikli günlerimden olmamakla beraber ...
bir çiçek gelir,belki yemeğe gideriz yada gitmeyip film seyrederiz...
karşı duruş değil canım...
zamanında kendim uydurduğum ...
ve bir kısmının nedenini benim bile unuttuğum
bir çok gün var kutladığımız ...
gönül almak,hediye almak bir çiçekle mutlu etmek için ise ...
zaten yılda 1 günü beklenmemeli...
istediğiniz günü,istediğiniz gibi kutlayın...
mutluluğu ,sevinci elbette gözardı etmeyin...
sn1:bir elmas bir pırlanta diyerek kafasını karıştırdıklarım varsa ...
elmas doğal halidir ,pırlanta işlenmişi...
ki bazen kesim şeklinden dolayı ihtiyaç bile kalmaz...
ikiside karbondur vessêlam...
***elmas dediğimiz,aslında bildiğiniz karbondur (C)
mesleki ve teknik olarak bakmayacağım...
endişe etmeyin....
çıkarılması sancılıdır...
istisnaları olmakla beraber...
büyük kısmı ...
afrika ülkelerinde ve geri kalmış birkaç ülkede
bu ülkelerin fakir insanları çok zor sağlık şartlarında çalıştırılarak çıkartılmaktadır.
bu ülkelerdeki içsavaşlar elmas firmaları tarafından kışkırtılmaktadır...
gerek savaşta ,gerekse çıkarılma esnasında ...
sakat kalanlar,hastalanlar,işkence edilerek cezalandırılanlar...ölenler...
dramdır bu...
bu dram ...
brezilya , venezüella,avustralyanın batısı,kongo,angola,güney afrika cumhuriyeti,
sibiryanın bir bölümünü de içine alır...
elmas rüyasının işçileri için sonuç çoğunlukla kâbustur...
bir düşünün herbir minik elmas için kaç kişi canından oluyor...
peki niye bu talep...
kendini değerli bulmayan insanın ,
başka insanların hayatlarıyla bedel ödediği ,ve bu bedeli yüklediği taşı
parmağında boynunda taşımak...
değerli mi hissettirir...
veya bu taş boyunda, kulakta iken ,varolan değerli kimlik ne zamana dek sürer...
bir başka insanın gelipde küpesine yüzüğüne kilitlenip ...
kendisini sallamadığı zamana kadar mı sürer ...
yada
carbon kadar değeri olmadığını anladığı an'a kadar mı ?
ağaçdan ,insan hücresinin zarına kadar her yerde karbon var...
baktığınız ,yaşadığınız her yerde var...
en önemlisi kendinizde var...
dolayısıyla doğru dürüst bakmayı en önemlisi görmeyi becerebildiğimizde...
herşey elmas kıymetinde...
sn2:2008 14 şubatında yazdığım yazının ekleme ve düzenlemelerle 2010 halidir...

